TEKNOLOJİ MODERN(!) ESARETTİR!

Yalnızlaştırılan ve ıssız bir hayata mahkûm edilen insana, Batı’nın sunduğu çözüm, aslında çözümsüzlüktür. Çünkü fıtrata uymayan çözümler, bir deva veriyor ama yanı sıra bin bir eza çektiriyor, İşte, TV, internet, akıllı telefon gibi aletler bu mutlu felaketlerdir. Rahmetli Necip Fazıl, bunu yarım asır önce söylemişti. Dışı ile çok sevindiren, ama içi ve aslıyla birçok kötülüğü üst üste getiren Batı icatları…

 

Renkli ekranların büyüsüne karşı koymak, kolay bir iş değildir. Hele de genç nesli, internet âleminin ve teknolojik aletlerin esaretinden, “Yeter artık!” diyerek kurtarmak imkânsızdır. Bu sebeple en doğru tarz, bu aletlerin kullanımını kontrol altına almak ve kendimizi o hususta sınırlamaktır. Erişkinler olarak bunu yapabilirsek, çocuklarımıza da bir ölçü getirebiliriz.

“Yalnızlık Allah’a mahsustur. ” Bu sebeple insan asla yalnız kalmak istemez. Yalnızlaştığında da hayat anlamını yitirir, mutluluk uzak diyarlara göç eder. Modern insan, yalnızlığı en ağır ve en acı boyutlarıyla yaşamakta, bu yüzden de derin bunalımlara düşmektedir.
Yalnızlaştırılan ve ıssız bir hayata mahkûm edilen insana, Batı’nın sunduğu çözüm, aslında çözümsüzlüktür. Çünkü fıtrata uymayan çözümler, bir deva veriyor ama yanı sıra bin bir eza çektiriyor,
İşte, TV, internet, akıllı telefon gibi aletler bu mutlu felaketlerdir. Rahmetli Necip Fazıl, bunu yarım asır önce söylemişti. Dışı ile çok sevindiren, ama içi ve aslıyla birçok kötülüğü üst üste getiren Batı icatları…
Tabii ki renkli ekranların büyüsüne karşı koymak, kolay bir iş değildir. Hele de genç nesli, internet âleminin ve teknolojik aletlerin esaretinden, “Yeter artık!” diyerek kurtarmak imkânsızdır. Bu sebeple en doğru tarz, bu aletlerin kullanımını kontrol altına almak ve kendimizi o hususta sınırlamaktır. Erişkinler olarak bunu yapabilirsek, çocuklarımıza da bir ölçü getirebiliriz.
Aksi halde, her anımız bir teknolojik aletle geçiyorsa, daha bebek yaştakiler de dahil, her seviyedeki çocuklarımıza kötü örnek oluyoruz demektir. Böyle davranan, akşam sabah gözü ekranda olan anne-babalar, bu hususta çocuklarına etkili bir sınırlama getiremezler. Oysaki bebek yaşında itibaren çocukların etkili, inandırıcı ve istikrarlı örneklere ihtiyacı vardır.
Bu konuda en sağlıklı davranış, hiç olmazsa dört yaşına kadar, çocukları teknolojik aletlerden uzak tutmaktır. Dört yaşından okul çağına kadar da, bu süre asla bir saati geçmeyecek şekilde düşünülmelidir. İlköğretim öğrenciler için ise, bu süre iki saatle sınırlandırılmalıdır.
Sürelere uyma konusunda çocuklar algı seviyelerine göre, sevgi üslubu ile ikna edilmelidir. Bu kısıtlamanın tamamen kendi başarıları ve sağlıkları için olduğu sakince anlatılmalıdır. Süre kuralına uymadıkları takdirde, alet anne-baba tarafından kapatılmalı, aşırı direnç hallerinde de alet ortadan kaldırılmalıdır. Elbette ki bu yasak, çocuk pişman olduğunda ve kurala uyma sözü verdiğinde sona ermelidir.

Teknoloji bağımlılığına karşı anne babalar neler yapmalı?
Anne-babalar ekranların cazibesiyle yarışacak ve hatta onu aşacak faaliyet alanları açmalı… Mesela:

1.Sanal âleme rakip olacak, hakiki âlemden oyunlar, oyuncaklar, eğlenceler bulmalı. Çocuğuyla birlikte geçireceği kaliteli zamanı artırmalı. Efendimizin de (a.s.m. ) tavsiyesi üzere, çocuğuyla çocuklaşmalı. Hatta çocuğunun en sevdiği oyun arkadaşı olmalı. Anne-babanın da en çok sevdiği oyuncak evladı olmalı…

2. Çocuğun kabiliyetini keşfetmeli… Yeteneğine uygun yönlendirmelerle, ilgi alanlarında gelişmeleri ve derinleşmeleri sağlanmalı… Hobilerini sanata ve mesleğe dönüştürecek destekler verilmeli. Teknolojik aletler de bu hedefe hizmet edecek şekilde kullanılmalı… Güzel sanatlar, spor, müzik, edebiyat vs. çocuk her neye yatkınsa, o alanda teşvik edilmeli.

3.Hısım, akraba, arkadaş çocuklarıyla, kontrollü ve güvenli ortamlarda bir araya getirilmeli, böylece çocuğun sosyalleşmesi, toplum hayatına hazırlanmasının sağlanması temin edilmeli

4. Evde, mutlaka mümkünse her akşam, 15 dakika da olsa bir araya gelinmeli; “aile meclisi” kurulmalı. Çocuk o mecliste sohbetin tadına varmalı, sormalı, cevap almalı; dinlemeyi öğrenmeli, böylece adam yerine konulmanın zevkine varmalı

5. Çocuklar için yeni keşifler manasına gelecek geziler yaptırılmalı… Ülkemizin maddî-manevî özellik ve güzellikleri tanıtılmalı, sevdirilmeli. Ne yazık ki, bugün hâlâ, İstanbul il sınırları içinde oturanların yüzde 30’u Sultanahmet Camii’ni görmemişlerdir. Muhteşem bir tarihin izleri ülkemizin her köşesinde kendini gösteriyor. Çocuklarımıza bu manevî miras fark ettirilmeli.

6. Çocuklarımız sıla-i rahim ibadetinden haberdar olmalı. Hısım akrabayı, büyükleri, konu-komşuyu, arkadaşı ziyaret etmeyi öğrenmeli. Böylece hem hayata, hem topluma uyum sağlamakta kolaylık gerçekleşir; hem de tanışıklığı arkadaşlığa, arkadaşlığı da dostluğa dönüştürücü tohumlar minik yüreklere ekilmiş olur.

7. Tabiatla haşir neşir olma zevki aşılanan çocuklar, ekranların büyüsüne kapılıp kalmazlar. Bitkiyi, çiçeği, böceği, hayvanı, yeryüzünü, gökyüzünü ya da bunlardan birini merak eden, seven bir masum yürek için yollar açılmalı, imkânlar sağlanmalı. Hele de anne-babanın içinde olduğu keşif seansları çocuklar için ne kadar ilginç olacaktır.

8. Çocuğun hayatında, algı düzeyine uygun biçimde inancı, maneviyatı ve ahlakî değerleri canlı tutmalı. Yatarken, kalkarken, yemekte vs. dualar öğretilmeli. Kur’an okumayı, namaz kılmayı, ahlakî kurallara uymayı, helali-haramı öğretmeli… Bu bilgiler sevgi merkezli bir eğitimle sunulursa, çocuk hep daha fazlasını isteyecek ve bu süre içinde ekranlardan uzak duracaktır.
Bu ve benzeri faaliyetleri, uygun zamanda, uygun biçimde, uygun üslupla sunan anne-babalar, çocuklarını teknolojik aletlerin bağımlısı olmaktan kurtarabilirler. Ancak, zaten kendileri internetin ve teknolojik aletlerin esiri olmuş anne-babaların kuru nasihatleri her daim sonuçsuz kalacaktır.
V.Vakkasoğlu)

You may also like...

Bir Cevap Yazın