SAHİHİ BUHÂRÎ’YE YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER

image

 

Önce, yaygın olarak içerisinde hiçbir mevzu hadis bulunmadığına “inanılan” el- Buhari’nin el-Câmiu’s-Sahih’inden başlayalım.

Allah’ın kitabı Kur’an’dan sonra en sahih kitap denilerek adeta kutsallaştırılmış ve bu kutsallığı dolayısıyla Kur’an gibi hatimleri, hatim duaları ve hatim merasimleri ihdas edilmiş olan el-Buhari’nin, musibetlerden kurtulmak için -veya Osmanlı döneminde deniz savaşlarında galip gelebilmek için- okunması adetine İslam dünyasında yaygın olarak çeşitli dönemlerde rastlanmıştır. Bu husus, bazı İslam alimlerinin konuyla ilgili olarak eser yazmalarına yol açacak kadar etkili olmuştur. Nitekim el-Kasımi’ninVeba Salgınında el-Buhari Okumak; Ezher ulemasından birisinin de Ulema Veba Salgınını Nasıl Uzaklaştırdı?’ başlıklı birer çalışmasından bahsedildiğini görmekteyiz ki, bu ve benzeri durumlarda -genellikle-Kur’an-ı Kerimin değil de Sahih-i Buhari’nin okunması, bu eserin kutsallığının ne kadar ciddi boyutlara eriştiğinin en acık kanıtıdır. (Bu konuda bkz. el-Kasımi, Islahu’l-Mesacid mine’l-bidai ve’l-avaid (Beyrut, 1983), s.255–259) (Sıkıntılı durumlarda okunması gerektiğine dair ayrıntılı bilgi için tıklayabilirsiniz.)

Ayrıca Arap kültürü ve Arapçılık bağlamında da Sahih-i Buhari’nin “Kitabu’l-Arabiyye ba’de’l-Kur’ani’l-Kerim (Kur’an’dan sonra Araplığın Kitabı)” olduğunu ileri surenler olmuştur. (Bkz. Faruk Hammade, el-Menhecu’l-İslami fi’l-Cerhi ve’t-Ta’dil, s:232)

Bu eseri toptan savunan ve yüceltenlerin, onu tenkitçi bir gözle okumadıkları kuşkusuzdur.

Tenkitçi bir gözle okunduğunda Sahih-i Buhari’de pek çok problemin bulunduğunu fark etmek hic de zor değildir. Nitekim geçmişte Sahih-i Buhari’ye yönelik tenkitlerde bulunan alimler olmuştur. Ancak ihtiva ettiği hadisler içerisinde munker, metruk, merdud ve mevzu (uydurma) hadisler olup olmadığını tespit amacıyla yapılmış sistematik ve kapsamlı bir çalışmaya bugüne kadar rastlanmamıştır. Sadece içinde yaşadığımız cağda, Sahih-i Buhari’ye yönelik birtakım mevzii eleştirilere rastlanmaktadır. Bunlar içerisinde en az tanınan, fakat en derli toplu çalışma olan bir eseri burada kısaca tanıtmakta yarar vardır.

 

Eser, hayatı hakkında pek fazla malumat bulunmayan es-Seyyid Salih Ebubekr tarafından yazılmış olup, el-Advau’l-Kur’aniyye fi’ktisahi’l-Ehadisi’l-Israiliyye ve Tathiri’l-Buhari minha (İsrailiyyat hadislerinin kokunun kazınması ve Buhari’nin bunlardan temizlenmesi)” adını taşımaktadır. Müellifin kendi hesabına bastırdığı anlaşılan eserin baskı yeri ve tarihi yoktur.

Yazar onca ana hatlarıyla eserini şu şeklide tanıtmaktadır:

“Hadis meselesini genel bir perspektiften ele alıp, özellikle İsrailiyyat denilen sokuşturmalar üzerinde durulacaktır.

Hadislerin üç kısma ayrılmasını teklif ediyoruz:

1) Mana ve içeriği itibariyle Kur’an’la uyum halinde olanlar,

2) Amellerin faziletlerine dair olup Kur’an’a aykırı olmayanlar,

3) Çeşitli konulara, fıkhi meselelere (ahkam) ve kıssalara dair, ama mana ve içeriği itibariyle Kur’an’a aykırı olanlar. İşte bu son kısma girenlerin reddedilmesi ve Hz. Peygamberin bunlardan tenzih edilmesi gerekir. Eserde 120 hadis tenkide tabi tutulmuş olup, bunlar sadece örnektir. Yoksa tenkit edilmesi gereken hadisler cok daha fazladır. Bu örnekler Kur’an’a dayanılarak tenkit edilip, Hz. Peygamberin hadisleri arasına sokuşturuldukları gösterilecektir. Bu durum el-Buhari’ye bir zarar vermez, zira o iyi niyeti ve ihlası ile bunları doğru zannedip eserine almıştır. Dolayısıyla el-Buhari bu İsrailiyyat turu uydurmaları icat edenlerden beridir. Bu kitabımız lafzen ve manen Kur’an’a dayanmaktadır. Eseri yazarken muvahhid selefilerden hur düşünceli ilim adamlarının yolunu izledik. Biz, ulemanın kadrini de biliyoruz, ancak onların eserlerin deki herhangi bir hatayı Kur’an’a dayanarak gösterirken, onların müsamahasına sığınıyoruz.”( El-Advau’l-Kur’aniyye, s.3-6’dan özetle)

Hadis naklindeki problemleri ve özellikle klasik donemde Sahih-i Buhari’ye yöneltilmiş olan eleştirileri konu alan 1. bolümden (s. 15–121) sonra yazar, kitabın asıl konusu olan bazı Buhari hadislerinin eleştirisine geçmektedir. Burada hic olmazsa eleştirilen bu hadislerin neler olduğuna dair bir fikir vermek için, bunları maddeler halinde özetlemeye çalışacağız:

1- Vahiy kesilince Hz. Peygamber’in intihara kalkıştığına dair hadis.

2- Ebu Hureyre’nin hadisleri unutmaması için Hz. Peygamber’in ona ridasını (ust elbise) yere sermesini söylemesi ve bir şeyler avuçlayıp koyar gibi yapması, sonra da elbiseyi toplayıp kaldırmasını istemesi, bundan sonra Ebu Hureyre’nin hiçbir hadisi unutmaması ile ilgili bir hadis.

3- Kadınların akıllarının ve dinlerinin eksik olduğuna dair hadis.

4- Hz. Peygamber’in göğsünün melekler tarafından yarılması, içinin zemzemle yıkanması ve iman ve hikmetin bir kap ile onun göğsüne boşaltılması ile ilgili bir hadis.

5- Sahabenin Hz. Peygamber’in abdest suyu artığını ve tükürüğünü kutsallaştırdıklarına dair bir hadis.

6- Hz. Peygamber’in cinlerden bir ifriti yakalayıp mesciddeki direklerden birine bağlaması ve onu ashabına göstermek istemesi, sonra bundan vazgeçmesi ile ilgili bir hadis.

7- İmam hastalıktan dolayı oturarak namaz kıldırırsa, cemaatin de oturması gerektiğine dair bir hadis.

8- Hz. Omer’in Abbas b. Abdulmuttalib’i duada aracı kılması (tevessül) ile ilgili bir hadis.

9- Kadınların en ustun olanlarının Hz. Meryem, Firavun’un hanımı Asiye ve Hz. Aişe olduğuna dair bir hadis.

10- Hz. Peygamber’in, amcası Ebu Talib için Allah katında şefaatte bulunmasının yararlı olabileceğini söylemesi.

11- Mirac gecesi Hz. Musa’nın, ümmeti Hz. Muhammed’inkinden daha az olduğu için ağlaması.

12- Hz. Peygamber’in, bebek iken Abdullah b. ez-Zubeyr’in ağzına tükürmesi.

13- Hz. Peygamber’in birtakım yiyeceklere tükürmesi ve o yiyeceklerin bin kişiye yetip artacak kadar çoğalması.

14- Hz. Peygamber’in abdest alıp ağzını çalkaladığı kaptaki suyu içmelerini, ashabına emretmesi.

15- Ebu Hureyre’nin Hz. Peygamber’in hadislerini Ebubekir, Ömer v.b. önde gelen sahabilerden daha çok ezberlediğini iddia etmesi ve (2) no’daki hadisi tekrarlaması.

16- Hz. Peygamber’in Yahudilerden borç alması ve rehin olarak zırhını vermesi.

17- Allah’ın, kafirleri Cehennem’e atması ve “daha istiyor musun?” diye Cehennem’e sorması, sonra ayağıyla üzerine basınca Cehennemin: “Yeter yeter!” demesi; öte yandan Cennet’e girenler girdikten sonra hala boş yer kalınca, Allah’ın yeni insanlar yaratıp bu boş yerlere yerleştirmesi.

18- Hz. İsa’nın yeryüzüne ineceği, Deccal’ı ve domuzu öldüreceği, hacı kıracağı konusunda bir hadis.

19- Hz. Peygamber’in üzerinde hutbe okuduğu hurma kütüğünün yerine bir minber yapılıp da, Hz. Peygamber kütüğü bırakınca, onun parçalanırcasına ses çıkarması, daha sonra Hz. Peygamber’in kendisini kucaklaması üzerine çocuk gibi inlemesi.

20- Fatiha okuyarak yapılan üfürükle, akrep sokmasının tedavi edilmesi.

21- Borcunu alacaklıya ödemek için bir tahtayı oyup içine parayı koyan ve denize atan bir adam ile tahtayı denizde bulup yakacak olarak kullanmak üzere yaran ve içindeki parayı bulan alacak lı ile ilgili bir hadis.

22- Şeytanın insan suretine girerek Fıtır sadakası olarak toplanan ve Ebu Hureyre’nin korumakla görevlendirildiği hurmalardan çalması, kendisini yakalayan Ebu Hureyre’ye kendisini bırakması karşılığında “ayete’l-kursi”yi öğretmesi, Ebu Hureyre’nin bunu Hz. Peygamber’e anlatması, onun de kendisini tasdik etmesi.

23- Musa’nın (a) Kıyamet günü Arş’ın bir kenarına oturması.

24- Hz. Peygamber’in zina cezasına ek olarak bir yıl surgun cezasını ongormesi.

25- Sahabe’nin Hz. Peygamber’in tükürük ve balgamını (nuhame) kapıştıklarını

ve ellerine yüzlerine sürdüklerini ifade eden bir hadis.

26- Allah’ın her gecenin son üçte birlik diliminde yeryuzune en yakın gokyuzune indiğine dair hadis.

27- Hz. Musa’nın olum meleğinin gözüne vurup, gözünü çıkarmasına dair bir hadis.

28- Bir hanımın olen annesinin yerine haccetmesinin caiz oldu ğuna dair bir hadis.

29- Medine-i Munevvere’nin yedi kapısı olup, her bir kapısında meleklerden bir bekci bulunduğu; bu sebeple veba hastalığı ile Deccal’ın oraya giremeyeceği.

30- Cennet’in, sadece oruç tutanların, namaz kılanların, cihad edenlerin ve sadaka verenlerin gireceği özel kapılarının olduğu.

31- Ramazan ayında Şeytan’ın hapsedilmesi, Cennet kapılarının açılması, Cehennem kapılarının da kapanması.

32- Oruç tutamayıp ölenlerin yerine, onun yakınlarının oruç tutması gerektiğine dair bir hadis.

33- Yaralanarak, ishalden, boğularak veya yıkıntı altında kalarak ölenlerin Allah yolunda şehid olduklarına dair bir hadis.

34- Uğursuzluğun, atta, evde ve kadında olduğuna dair bir hadis.

35- Müslümanlar ahir zamanda Yahudilerle savaşırken taşların dile gelip “arkamda bir yahudi var, onu oldur” diyeceğine dair bir hadis.

36- Hz. Peygamber’in tükürüğünün Hz. Ali’nin gözündeki çapak rahatsızlığını iyileştirmesi.

37- Deccal’ın şaşı gozlu bir adam olduğu ve bütün peygamberlerin ümmetlerini ona karşı uyardıkları.

38- Mirac kıssasının safhalarının ve detaylarının anlatıldığı bir rivayet.

39- Bir kimsenin said (mumin) veya şaki (kafir) olacağının ana karnında iken bir melek tarafından Allah’ın emriyle yazılması ve bunun yol açtığı cebr anlayışı.

40- Melekler gökten inerken Şeytanların onlardan göklerin haberlerini ve kararlarını çaldığına dair bir hadis.

41- Bir yahudinin Hz. Peygamber’e sihir yaptığına dair bir hadis.

42- Şeytan’ın boynuzunun “Doğu”dan çıkacağı ve fitnenin oradan geleceği.

43- Akşam karanlık basınca şeytanların ortalığa dağıldıkları ve bu vakitte çocuklar için tehlike teşkil ettikleri.

44- Hz. İsa hariç her doğan çocuğun doğumu esnasında Şeytan tarafından  dürtüklendiği.

45- Kapısı kapalı eve Şeytan’ın giremeyeceği, dolayısıyla her akşam evlerin kapılarının kapatılması gerektiği.

46- Yemeğin içine düşen sineğin iyice daldırılması; zira onun bir kanadında zehir, diğerinde ise onun panzehirini taşıdığı.

47- Fahişe bir kadının ayakkabısını çıkarıp susuz bir kopeğe su verdiği için Allah tarafından bağışlanması.

48- Mirac olayının bir safhası olarak, Adem’in (a) mutluluk di yarı Cennette olduğu halde, Cehennemliklere bakarak ağlaması.

49- “İsmail’in annesi acele etmeseydi, zemzem gurul gurul akan bir kaynak olacaktı” şeklinde bir hadis.

50- Hz. Musa’nın yıkanmak için elbiselerini çıkarıp üzerine koyduğu taşın, elbiseleri alıp kacması.

51- Cennette Adem ile Musa’nın (a) [kader konusunda] tartışmaları ve Adem’in Musa’yı susturması.

52- Kur’an’daki na’ce (dişi koyun) kelimesinin “kadın” anlamına geldiğini ifade eden ve bu suretle ona iftira anlamı taşıyan bir hadis.

53- Isa b. Meryem, Cureyc’in çocuğu ve İsrailoğullarından bir kadının çocuğu olmak üzere uc kişiden başka kimsenin beşikte iken konuşmadığına dair bir hadis.

54- Deccal’ın, beraberinde ateş ve su ile geleceği, insanların ateş olarak  gördüklerinin su, su olarak gördüklerinin ise ateş oldu ğu; yine eskilerde bir adamın öldüğünde kendisinin yakılıp kulunun savrulmasını istediği, daha sonra Allah’ın onu diriltip niçin boyle yaptığını sorduğu şeklinde bir hadis.

55- Yüz kişiyi öldüren bir adamın, sırf rahmet meleklerine daha yakın bir yerde olduğu için, Allah tarafından bağışlanması.

56- Nubuvvet mührünün Hz. Peygamber’in sırtında açıkça görüldüğüne; yine onun abdest aldığı kullanılmış Suyun, hastaya şifa olduğuna dair bir hadis.

57- Hz. Peygamber’in az bir su içine elini sokması ve elinden sular fışkırması, ayrıca onun parmakları arasındaki yiyeceklerin Allah’ı teşbih ettiğini sahabenin de duyması.

58- Hz. Fatıma’nın Cennetlik kadınların hanımefendisi olduğu.

59- Kıyamet günü bütün peygamberlerin şefaat etmekten bağışlanmalarını istedikleri, Hz. Peygamber’in ise bütün ümmetler için şefaatte bulunduğu.

60- Hz. Peygamber’in Cennet’in genişliği hakkında kesin ölçüler verdiği ve kendisinin kıyamet günü bütün insanların efendisi olduğu şeklinde bir hadis.

61- Her batışta güneşin arşın altında secde ettiği şeklinde bir hadis.

62- Kıyamette Hz. Musa’nın arşa (veya) ayaklarına tutunmuş olacağına dair bir hadis.

63- Allah’ın ayağını Cehennem’in üzerine koyması ile ilgili bir hadis.

64- Şeytanların gok haberlerini çalmayı adet edindikleri, ancak bir ara şeytanlar ile gök arasına bir engel girdiği, bu sırada Hz. Peygamber’in peygamberlikle görevlendirildiği.

65- (22) no’lu hadisin tekrarı.

66- Hz. Peygamber’in mihr olarak demir bir yüzüğü ve adamın ezberindeki ayetleri öğretmesini onaylaması.

67- Hz. Peygamber’in Müslümanlardan, yemek yedikten sonra ellerini silmeyip, ya kendilerinin bizzat yalamalarını, ya da başkalarına yalatmalarını(!) istemesi.

68- Hz. Peygamber’in kullanılmış abdest suyunun, bayılmış ola nı iyileştirdiği.

69- Hz. Peygamber’in develerin idrarının ilaç olarak kullanılmasını tavsiye etmesi.

70- Çörek otunun olum hariç her derde deva olduğu.

71- Hastalıkların bulaşmasının söz konusu olmadığına dair bir hadis.

72- (41) no’lu hadisin benzeri uzunca bir hadis

73- Sabahları yedi acve hurmasını yemenin zehir ve sihre kar şı insanı koruduğu.

74- Hz. Peygamber’in kullandığı abdest suyunu sahabenin kapıştığı, kapamayanların ise ellerini, bu suyla elini ıslatanlara değdirdikleri.

75- Altın işlemeli ipek bir elbiseyi hem Hz. Peygamber’in kendisinin giydiği, hem de ashabından birisine bunu hediye ettiği.

76- Hz. Peygamber’in ruyada, Kabe’yi tavaf eden Hz. İsa ile Deccalı gormesi.

77- Cennete hesapsız girecek olanların sayısının 70.000 olduğuna dair bir hadis.

78- Kıyamet günü Allah’ın kullarının huzuruna geleceği ve onların Allah’ı güneşi gördükleri gibi ayan beyan görecekleri.

79- (39) no’lu hadisin benzeri,

80- Allah’ın Ademoğluna mutlaka zinadan bir pay takdir ettiği, dolayısıyla gözün bakmak, dilin konuşmak, nefsin arzulamak suretiyle zinaya iştirak ettikleri, daha sonra cinsel organların bu arzulara uyduğu veya karşı çıktığı şeklinde bir hadis.

81- Cennetliklerin zayıf çaresiz; Cehennemliklerin ise taşkın ve kibirli kimselerden ibaret olduğu şeklinde bir hadis.

82- Ölen annesinin nezrettiği orucu, kızının tutmasının caiz olduğu.

83- Ölen kız kardeşinin nezrettiği haccını, erkek kardeşinin yapmasının caiz  olduğu.

84- Hz. Peygamber’in zina eden kadın-erkeğin recmedilmesini emretmesi.

85- İlk olarak cinayet işleyen Ademoğlunun, daha sonraki bütün katillerin günahlarını da üstleneceği.

86- Bir Yahudinin Allah’ın beş parmağı olduğunu iddia etmesi ve Hz. Peygamber’in de buna muvafakat etmesi.

87- Hz. Peygamber’in kabirde azaba uğrayanların seslerini duyabilmesi.

88- Çıplak olarak yıkanan Eyüp Peygamberin üzerine altın çekirgelerin üşüşmesi.

89- Hz. Peygamber’in mescidini Habeşlilerin spor alanı olarak kullanmaları.

90. Hz. Peygamber’in müşriklerin ölüleriyle konuşması.

91. Oruçlu iken Hz. Peygamber’in hanımını öpmesi.

92.Biriniz namaz kıldığı esnada önünden biri geçecek olursa ona engel olsun, dinlemezse tekrar engel olmaya çalışsın, yine dinlemezse onunla savaşsın, zira o Şeytan’dır, şeklinde bir hadis.

93. Peygamberlerden birinin bir karınca ısırınca, bütün karınca ları yakmaya kalktığını, Allah’ın da onu “[hepsini değil] sadece birini öldürsen ya!” diye uyardığını aktaran bir hadis.

94. Kadınların (Adem’in) kaburga kemiğinden yaratıldığı.

95. İsrailoğulları olmasa et kokmaz, Havva da olmasa kadınlar kocalarına ihanet

etmezdi, hadisi.

96- Suleyman (a) yetmiş hanımıyla yatıp yetmiş çocuk yap mak istediğini söyleyince, arkadaşı “İnşallah de” der. O, buna kulak asmaz ve sonuçta bir tek duşuk çocuktan başka, hanımlarının hiçbiri hamile kalmaz, hadisi.

97- (54) no’lu hadisin benzeri.

98- Hz. Peygamber’e cinlerin Kur’an’ı dinlediklerini haber vere nin bir ağac olduğu.

99- Bedir savaşına katılanların iyi veya kotu ne yaparlarsa yapsınlar, bağışlanmış olduklarına dair bir hadis.

100- Hz. Ömer’in, Hz. Peygamber’in peygamber olacağını [gaybı] önceden bilmesi,

101- (92, el-Leyl, 1–3) ayetlerinin eksiksiz oluşundan Müslümanları şupheye düşürecek olan, yanlış ve eksik bir kıraat ile ilgili bir rivayet.

102- Hz. Peygamber’in kıyamette Rabbinin huzuruna girmek için izin isteyeceğine dair antropomorfik (teşbih içeren) bir hadis.

103- Hz. Peygamber’in savaşlarda askerlerine hanımlarını yanla rına almalarına izin vermezken, kendisinin aralarında kura çekerek her defasında hanımlarından birini [savaşta] yanında goturmesi.

104- Hz. Fatıma’nın, babasının mirasını vermediği için ölünceye kadar Ebubekir’e hasım olarak kaldığı.

105- Hz. Peygamber’in ganimetleri dağıtırken bazılarına hak etmediği halde fazla vermesi, diğerlerinin hakkından kısması.

106- Sahabenin teberrük amacıyla Hz. Peygamber’in eşyasını saklamaları.

107- Kisra ölünce, ondan başka Kisra; Kayser ölünce de ondan başka Kayser  olmayacaktır, hadisi.

108- Eşi -yani Hz. Peygamber’in kızı- rahatsız olduğu için Bedir savaşına katılmayan Hz. Osman’a, savaşa katılmadığı halde gani metten hisse verilmesi.

109- (101) no’lu rivayetin aynısı.

110- Arkada kalanların ağlamasından dolayı olunun azaba uğ raması.

111- Namaz kılanın, kendisinin önünden geceni engellemesi, gerekirse onunla savaşması; ayrıca kadın, eşek ve kopeğin namaz kılanın önünden gecince namazı bozması ile ilgili bir hadis.

112- Daha zeki ve akıllı olsunlar diye Hz. Peygamber’in çocuk ların yuzune su püskürtmesi

113- “Kim samimi olarak “Lailahe illallah Muhammedun Rasulullah” deyip inanır  da olurse, Allah ona Cehennemi haram kılar” müjdesinin -buna güvenip tembelleşirler diye- ümmetinden gizlenmesine rıza göstermesi.

114- Hz. Peygamber’in bir tel sacının, bütün dünyadan ve içindekilerden daha değerli olduğuna dair bir hadis.

115- Hz. Peygamber zamanında kopeklerin mescide pisleyip işedikleri.

116- Ummu Habibe’nin kanamasının yedi sene sürdüğü ve bu sebeple her bir namaz için guslettiği yolunda bir rivayet.

117- Sahabenin Hz. Peygamber’in terini ve saclarını cam şişeler de sakladıkları, sonra bunları ölürlerken mezarlarına koydurttukları konusunda bir hadis.

118- Hz. Peygamber’in, bir yandan zinaya düşmekten, bir yan dan da -evlenecek olsa- ailesini geçindirememekten korkan Ebu Hureyre’ye “Kendini ister hadım et, ister etme” demesi.

119- Mut’a nikahını meşru gösteren bir rivayet.

120- Hz. Peygamberi (a) adeta ikiyüzlü biri gibi gösteren bir rivayet.

Müellifin, kavramı geniş tutarak “İsrailiyyat” diye nitelendirdiği ve Hz. Peygamber’in hadislerine sokuşturulduğunu söylediği bu mevzu (uydurma) hadisler incelenecek olursa, yapılan eleştirilerde büyük oranda haklılık payı olduğu söylenebilir.

Diğer yandan uydurma olduğu öne sürülen bu hadislerin, aynı zamanda gerek klasik donemde -mesela İbn Kuteybe’nin Hadis Müdafaası’na bakılabilir- gerekse son birkaç yüzyıldır tartışma konusu yapılan hadislerin bir listesi niteliğinde olduğu da söylenebilir. Mamafih eleştiri lerin tamamının haklı olduğunu söylemek de mümkün değildir. Bilhassa mecaz-teşbih-istiare v.b. edebi sanatların söz konusu olduğu  hadisleri, hakikat anlamında alarak eleştirmesi bakımından müellife de eleştiri yöneltilebilir.

Mevzu (uydurma) olduğu kabul edilen bu Buharı hadislerinin gerçekten problemli olduğunu görmek için aslında alim olmak bi le gerekmeyebilir. İslam dini ve onun mahiyeti konusunda sağlıklı bir genel malumata sahip olan hemen herkes, bu hadislerin büyük çoğunluğunun kolay kolay kabul edilemeyecek nitelikte olduklarını görür, hisseder, en azından sezebilir. İşte müellif, uydurma olduğunu söylediği bu Buhari hadislerini eleştirirken, bir muhaddis gibi isnadıyla uğraşmamakta, tamamen metne yönelmektedir. Metin acısından yaptığı eleştirilerde ise, temelde Kur’an-ı Kerim’e, bazen dinin genel esprisine dayanmakta, bunu yaparken de yoğun olarak güçlü muhakemesine başvurmaktadır.

Sonuç itibariyle, bu hadislerin içerisinde bazı tevile müsait olanları var ise de; kesin olan, çoğunluğunun gerçekten uydurma veya kabul edilemez olduğudur. Ancak sadece eleştirilen hadislerin bir listesini vermekle yetinmek doğru olmayabilir. s.276

el-Buhari’de yer aldığı halde kabulü mümkün olmayan hadisler elbette bunlardan ibaret değildir.

Mesela bir başka hadiste İsra’nın Hz. Peygamber vahiy almadan önce olduğu ifade edilmektedir.1155 Kadı lyaz’a (o.544/1149) gore Müslim’de de yer alan1156 bu hadis yanlıştır, çünkü İsra Hz. Peygambere peygamberlik verilişinden en azından on beş ay sonra vuku bulmuştur.1157 ez-Zuhri’ye (o. 124/741) gore ise, hicretten beş sene once vuku bulmuştur. (el-Buhari, es-Sahih, 61, Menakıb, 24 (IV. 191); 97, Tevhid, 37 (XI. 149)

Yine el-Buhari’de yer alan miraç hadisinde “Hz. Peygamber Sidretu’l-Munteha’ya geldi. İzzetli Rab ve Cebbar (olan Allah) ona yaklaştı, o kadar ki aralarında yayın iki ucu arası, hatta daha az bir mesafe kaldı.” denmektedir.1159 Birçok alim el-Buhari’nin hadisi teşbih (antropomorfizm) ifade eden bu lafızlarla rivayet etmesini yanlış bulmuş ve bu hadisin problemli olduğunu açıkça ifade etmişler dir. (Mesela bkz. İbn Kesir, et-Tefsir, III, 3.)

Keza el-Buhari’nin rivayetlerine mutlak olarak güvenmenin ne kadar yanlış olduğuna ve Sahih-i Buhari’degeçse bile, her rivayetin mutlaka bir tetkikten geçirilmesi gerektiğine güzel bir örnek olarak, Hz. Peygamber’den sonra ilk vefat eden hanımının -aslında Zeynep denmesi gerekirken- Sevde olduğuna dair Buhari rivayeti ni zikredebiliriz. (el-Buhari, es-Sahih, 24, Zekat, 11 (II, 110)

İbnu’l-Cevzi (o. 597/1201) bu konuda “Bu hadis bazı ravilerin hatasıdır. Buhari’ye şaşılır, nasıl olur da bunun farkına varmaz. Talikat yazanlar da öyle! Bu rivayetin bozukluğunu [Sahih-i Buhari’nin ilk şarihi] el-Hattabi (o. 338/998) de bilememiştir. Zira bu ibareyi doğru sanıp; Hz. Sevde’nin Hz. Peygamber’e [en once] kavuşacağı [haberi] Peygamberlik mucizelerindendir, şeklinde tefsir etmiştir. Tabii ki bu bir vehimdir” (ez-Zehebi, Siyeru A’lami’n-Nubela, II. 213; Tarihu’l-İslam, III. 212; İbn Hacer, Fethu’l-Bari, III, 287) demektedir.

en-Nevevi (o. 676/1277) de el-Buhari’nin bu rivayeti hakkında “Bu, icma ile batıl olan bir vehim (yanlış)dir.” demekten kendini alamamıştır.” (En-Nevevi, Şerhu Muslim, XVI, 9)

el-Buhari’nin rivayetlerindeki anakronizme bir örnek de şudur: Sahih-i Buhari’de, Ebu Hureyre “Hayber gazvesinde Rasulullah ile beraber gittik… Hayber’i fethettik.” demektedir. (el-Buhari, es-Sahih 83, Eyman, 33 (VIII.143); 64, Mağazi, 38 (V.133))

Ebu Hureyre’nin Hayber’e Hz. Peygamber ile birlikte gitmediği onlara fetihten sonra katıldığı tarihen malum bir husustur. Bu sebepledir ki, ed-Darekutni (O.385/995) “Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir… yanlıştır.” demektedir. (İbn Hacer, Hedyu’s-Sari, s. 380)

Bütün bu eleştirilere maruz kalan bu rivayetin aynen Sahih-i Müslim’de de yer aldığını burada belirtelim. (Muslim, es-Sahih 1, İman, 48, hadis no: 183 (I. 168}.)

Bir diğer örnek ise şudur-. Hz. Peygamber’in amcası Ebu Talib’i kastederek “Yasaklanmadığım surece senin bağışlanman için dua edeceğim” demesi uzerine “Cehennemlik oldukları iyice ortaya çıktıktan sonra müşriklerin -akraba bile olsalar- bağışlanmaları için dua etmeleri, ne peygambere ne de muminlere yaraşmaz” mealindeki (9, et-Tevbe, 13) ayetin indiğine dair bir rivayet Sahih-i Buhari’de yer almaktadır. (el-Buhari, es-Sahih., 65, et-Tefsir, sure 9/16 (VI, 69)

Ancak biraz İslam tarihi bilgisi olan herkes bilir ki, bu olay doğ ru ise, Mekke dönemine ait olmalıdır, zira Ebu Talib bu donemde vefat etmiştir. Yine bilinen bir başka husus ise, söz konusu ayetin Medine’de nazil olduğudur. Bu sebeple bu rivayetin tarihi bakım dan doğru olması mümkün değildir. Bu da, yukarıdaki rivayetin id dia edildiği gibi sahih olmadığını gösterir.

Yine Hz. Adem ile Musa’nın kader konusunda tartışmasına ve Adem’in Musa’yı susturduğuna dair meşhur rivayet Sahih-i Buha ri hadisleri arasında da yer almıştır.

Ancak bu rivayetin Hz. Peygamber’in kendi sözü -yani sahih-olamayacağı yönünde bazı ulemanın ilginc itirazlarına rastlanmak tadır. Mesela meşhur müfessir Fahruddin er-Razi (o.606/1209), Hz. Peygamber’in bu hadisi Allah’tan veya kendi bilgisine dayanarak söylemesinin mümkün olmadığını, bilakis muhtemelen haberin ravisinin hadisin baş tarafını duymayıp yalnız bir kısmını duyduğunu bu duyduğunu da Hz. Peygamber’in kendi bilgisine dayanarak soylediğini duşunerek Hz. Peygamber’in sozu, yani hadis haline soktuğunu -veya sokmuş olabileceğini iddia etmiştir. (Fahruddin er-Razi, et-Tefsiru’l-Kebir, I, 270 (nakleden: Talat Kocyiğit. Hadiscilerle Kelamcılar Arasındaki Munakaşalar (A.U.İ.F. yay. Ank. 1969) s. 249)

Özetlemek icabederse, Sahih-i Buhari hadislerinin tamamının veya çoğunluğunun kesin doğru olduğuna dair iddiaların gerçekleri yansıtmayıp, mücerret birer iddia olmaktan öteye geçemediği verdiğimiz örnekler ışığında kesinlik kazanmaktadır.

Zaten Buhari’nin Sahih’indeki bütün hadislerin sahih olduğu ve Buhari’ye yapılan eleştirilere İbn Hacer’in uzun ve yeterli cevaplar verdiği iddiasını ileri surenler de, (Mesela Faruk Hammade, el-Menhecu’l-İslami, s.398, 399, 401 (ed-Dehlevi de bu görüştedir) bu iddialarını ifade ettikleri kendi eserlerinde, Sahihayn dahil muteber kaynaklarda yer alan çürük rivayetlere bizzat işaret etmekle (Mesela Faruk Hammade, el-Menhecu’l-İslami, s.383 (ed-Dehlevi de bu görüştedir). acıkca kendi kendilerini nakzetmişlerdir.

Öte yandan bu iddia sahipleri Buhari’deki hadislerin tamamının veya ekserisinin kesinlik ifade ettiğini, hadis ulemasının -bazılarınca da ümmetin- bunları kabul ve tasdik edip, sahih olduklarına icma etmelerine dayanarak ileri sürmüşlerdir. Zira bu iddia sahiplerine gore ümmet -ulema- Sahih-i Buhari’yi -ve de Müslim’i kabul edip üzerine icma ettiğinden, şayet bu hadislerin yanlış olduğunu söylersek, ümmet-ulema hata üzerine icma etmiş olur ki, bu da “ümmetim dalalet üzerine icma etmez.” hadisi mucibince mümkün değildir. O halde doğru olan ümmetin-ulemanın icmaıdır. (Tahir el-Cezairi, Tevcihu’n-Nazar I, 325, 326, 329)

Halbuki bu hadis en eski kaynaklardan sayılan eş-Şafii’nin er-Risale’sinde hadis olarak değil, şahsi bir kanaat olarak geçmekte dir ki, bu henüz o zaman ortada boyle bir hadisin dahi bulunmadığını -bilinmediğini- gösterir. Ayrıca ümmetin hata üzerine icma, etmeyeceğini böylesi ahad bir habere dayandırmak yeterli midir? Yine, ortada gerçekten bir icma var mıdır? Bunu kim(ler) tespit etmiştir? Bütün bu sorular icma iddiasının o kadar kolay ve bağlayıcı olmadığını göstermektedir.

İşin doğrusu yukarıdaki iddia sahiplerinin de farkında olmadan ifade ettikleri gibi, Buhari ve Müslim, ulemanın cerh ettiği pek çok raviden hadis almışlardır; ne var ki onlar bu ravilerden hadis alına bileceği kanaatine ulaştıkları ve ictihadları onları bu sonuca götürdüğü için böyle yapmışlardır. (Faruk Hammade, a.g.e., s. 360.)

Buhari-Müslim’in hadisler hakkında verdikleri hükümlerin ictihadi olduğunun kabul edilmesi demek, bunların mutlak doğruluk iddiasının geçersiz hale gelmesi demektir. Zira ictihad herkesi değil, sadece o ictihad(lar)ı kabul edenleri bağlar.

Bu vesileyle konuyla ilgili pek bilinmeyen bir hususu da zikretmekte yarar görüyoruz.

Bilindiği gibi el-Buhari’nin hadislerinin sıhhat (güvenilirlik, sağlamlık) acısından en üst seviyede olduğu iddiası çok yaygın ve et kilidir. Bu iddiaya cesaretle karşı çıkıp onu eleştiren yegane İslam alimi bildiğimiz kadarıyla İbnu’l-Humam (o.861/1456) olmuştur. Bu sebepten onun Fethu’l-Kadirdeki (I. 317) ifadelerine birçok eserde atıfta bulunulmuştur. Bunun anlamı, el-Buhari’nin hadislerinin, sıhhati konusundaki ictihadlarının Ibnu’l-Humam tarafından mutlak kabul edilmediği, eleştiriye acık olduğudur.

el-Buhari’nin hadisler hakkında verdiği hükümlerin mutlak olmayıp ictihadi olduğuna dair bir başka husus ise, sahih hadiste aranan şartlarla ilgilidir. Yaygın olarak kabul edildiği üzere el-Buhari bir hadisin sahih olabilmesi için ravinin hadisi aldığı diğer ravi ile çağdaş olmasını yeterli görmemektedir. Aynı zamanda onların bir araya gelmelerini (lika) de şart koştuğu malumdur. Ne var ki, sadece ravilerin çağdaş olmalarını değil, birbirleriyle karşılaşmış olmalarını da şart koşan el-Buhari’nin bu görüşü -yani ictihadı- daha kendisi hayatta iken eleştirilmiş ve reddedilmiştir.

el-Buhari’yi, adını açıkça zikretmezse de “za’ame’l-kail=goruş sahibinin iddiası şudur ki…” diyerek üstü kapalı biçimde eleştiren, yine meşhur hadis imamlarından Müslim olmuştur.

Müslim el-Buhari’nin lika şartına yönelik eleştirisi aynen şöyledir:

“İsnadları eleştirmeyi amaçlayan bu görüş -Allah seni bağışlasın- daha önce kimsenin ileri sürmediği, ilim ehlinden de kimsenin kendisini desteklemediği, sonradan icad ve ihdas edilmiş bir görüştür….” (Müslim, es-Sahih, el-Mukaddime, 6 (I,29-30) Mamafih, Müslim’in burada eleştirdiği muhaddisin el-Buhari değil, Ali b. el-Medini olduğu da ileri sürülmüştür.

İslam Düşüncesinde Hadis Metodolojisi alıntı-Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu, Ankara Okulu, 2006 (s.266-282)

You may also like...

Bir Cevap Yazın