Hüseyin Hilmi Işık ve Işıkçılar Kimdir?

Nakşîlerin bir kolu olan bu kimselere, Işıkçılar, ya da Türkiye Gazetesi Cemaatı denmektedir.

Misyonlarını, eh-i sünnet ve cemaat’ı bidatçilere, mezhepsizlere, reformistlere, Vehhabilere karşı korumak olarak belirtirler. Kimya mühendisi olan H. Hilmi Işık, Abdulhakim Arvasi’den ders almıştır. Hanefi fıkhının bin sene önceki içtihadları ile, günümüzün fıkhî ihtiyaçlarını çözmeye çalışır. Kitab ve sünnetten yeni hüküm çıkarmaya kökten karşıdır. Buna girişmeyi de bidat, ilhad ve dinsizlik olarak niteler.

Ona göre; din adamlarının siyasete karışmasını, İslam dini men edermiş. Hakiki Müslüman devletin kanunlarına karşı gelmemelidir. Laik devletin islama uymayan emirlerine itaat etmemek fitneye sebeb olacağından, fitne çıkmaması için bu emirlere uyulmalıdır.(!) Devlet bunun gibi, emekli Albay İslam âliminin kıymetini bilmelidir. Böyle ehl-i sünnet âlimleri(!) sayesinde ehl-i sünnet ve’l-cemaat Müslümanları da koyun gibi güdülmelidir.(!)

Hanefi mezhebine göre, bir terörist bu H. Hilmi Işık’a silah doğrutsa, karını boşa dese, o da ölüm korkusuyla boşasa, karısı boş olur. Hâlbuki diğer mezheplerde ikrah/zorlama durumunda boşama geçerli değildir. Böyle bir durumda bizim bu âlimimiz ya mezhebinden ayrılmayarak karısını boşayacak –zira ona göre mezhebinden kıl kadar ayrılan helak olur, mezhepsiz bir dinsiz olur- ya da kelleyi verecek. Zaten ona göre kadın yaşlı ve çirkin ise kadını boşamak mübahtır, yani günah değildir.

Yüksek Kimya Mühendisi alimimiz dünya ve ahiret saadetini temin için yazmış olduğu ‘Saadet-i Ebediye’sinde der ki; ‘Suyun içine necasette yaşayan kurtlar, bağırsak solucanları ve meyve kurtları düşmüş olsa, bunlar temiz olduğu için böyle sularla abdest, gusul alınabilir. Lakin kadının artığı suyu yabancı erkeğin içmesi, ya da erkeğin artığını yabancı kadının içmesi, onun artığından lezzet/şehvet alacağı için mekruhtur.[1] Dediği şu; İçinde bağırsak kurdu olan suyu afiyetle için, lakin başka kadının içtiği suyun artığından içmeyin. Bu atık sudaki, kadının tükürüğünden haz alıp, şehvetiniz galeyana gelebilir. Alın size ebedi, saadetin anahtarını sunan, ehl-i sünnetin büyük âlimi!

Kaplama dişleri olanların cünüplük hallari devam eder.(!) Bu nedenle diş dolgusu yaptırmak caiz olmaz. Ne mi yapacaksınız? Diş oyuklarınıza ip tepeceksiniz, apdest alırken çıkarır, sonra yine yerine yerleştirirsiniz.

Bu âlimimiz(!) şöyle der; sigara içmek mübah ve helaldir, hatta şüpheli şeylerden bile değildir, habis hiç değildir. Hatta diş hekimleri günde bir iki sigaranın diş etlerine iyi geldiğini söylemiştir.(!) Sigaraya israf demek ne büyük bir cürettir. Abes/anlamsız bir şey bile değildir. Milyonlarca insanın zevkle içtiği bir şey nasıl olur da harama benzetilebilir? Hatta laubalice sigarayı teşvik eder. ‘İster zengin ol, ister fukara, Her yemek üstüne iç bir sigara’ diye beyit düzer.[2] Tüm bunları bir Kimya Yüksek Mühendisinin söyleyebilmiş olması ne garibtir! İlmiyle amel etmeyen kimseleri kur’an hangi hayvana benzetir? Bu âlim(!) en iyi bildiği işte bu kadar haktan sapabilirse, hiç bilmediği fıkhi meselerde ne kadar haktan ayrılabileceğini göstermiş olur, o kadar. Bir insanı mezhepçilik hırsı ancak bu kadar yoldan çıkarabilir. Sigarayı bu kadar canla başla müdafaa etmesinin altında da, Abdulhakim Arvasi ve Mevlana Halid Bağdadî’nin sigaraya cevaz vermeleri yatar.[3] Yoksa onun zararlı olduğunu en iyi kendisi bilmektedir. Yine fosur, fosur sigara içen sufilere toz kondurmaya kıyamamaz. Öyle ya sigara mekruh olsa o büyük zatlar hiç içerlermiydi? İçtiklerine göre sevab bile olmalı(!) Aslolan din değil, önceki mubarek zatlar. Din tali bir unsur, o kadar!

Bu adama göre, kitabını okuyan rüyasında İmam Rabbaniyi, evliyayı, resulullahı görmeye başlar. Uyanık iken de, ruhlarını insan şeklinde görmeğe ve bunlarla konuşmaya başlar. Bu kitabtaki hakikatler eşi benzeri bulunmaz bir hazinedir. Her kelimesi hüccet, her cümlesi bir ilimdir. Böyle bir zihniyet sahiplerini nerede, nasıl tedavi edebiliriz, gerçekten bilmiyorum.

Bu herif buralarda da durmaz. Aliyyu’l-Kari’ye, İbn-i Teymiye’ye, Cemaleddin Afgani’ye zındık diyebileck kadar zavallıdır. Sivri dilinden Seyyid Kutub, Muhammed Hamidullah ve Mehmet Akif Ersoy’da kurtulamaz.[4]

Bir tanıdığım İhlâs Finans’a yatırdığı paraları uzun bir süre alamamıştı. Ve işin garibi bu kimselerin evliya gibi kimseler olduğuna yemin-kasem ediyordu. Eh, böyle başa, şimşir tarak! Benim güzel memleketimin kerizi o kadar bol ki, kosayla biçsen bitmeyecek. Bu kadar bol ahmak olmasa, uyanıklar geçinmenin yolunu nasıl bulacaklar? Ümmetin parasını kendi paraları gibi har vurup savuranlar, sanatçı hatunlara helikopter ile baklava götürüverenler, en lüks jeepleri hediyecik olarak verenler en sonunda nemalandıkları ehl-i sünnet ve cemaatçılık sermayesini de tükettiler. Şimdilerde Voice of America/Amerika’nın sesi olarak borularını öttürüyorlar. Nihayet layık oldukları yeri tam buldular.

Aman Allahım! Nedir bu ‘Sevgili Peygamberim, ya da Anadolu Evliyaları’ kitablarındaki kepazelikler! Binlerce israiliyyat, yalan ve hurafe. Yeri göğü yarı tanrı evliyalarla doldurmuşlar. İhlâs; Allah’ı birlemek demektir. Fakat gel, gör ki; sanki Politeizmi/Çok Tanrıcılığı diriltmekle görevliler.

Geçenlerde TGRT yapımı bir film gördüm, bu filmde evliya hazerat-ı kiramı anlatmaya çalışıyorlar. Sözkonusu filmde ufak bir bölüm şöyleydi; bir eşkıya, dağ başında bir masum kadına tecavüze yelteniyor. Tam bu esnada kadıncağız, ‘Yâ Abdelkadir Geylanî’ diye birçığlık atıyor. Bu kadının acil yardım çağrısını Geylanî Hazretleri ders verirken işitiyor. Hazret elindeki bastonu mızrak gibi bir fırlatıyor. Bu baston güdümlü bir füze gibi ilerleyip, binlerce kilometre uzaktaki bu azgın eşkiyanın tam kalbine saplanıyor. Kadıncağız da şeyhin himmetiyle namusunu kurtarıyor. Şeyhin heryerde hazır ve nazır olduğu, her yerde ve her zamanda insanları kurtarabilecekleri gibi tamamen şirk olan inançları ellerindeki medya araçları ile yaymaya çalışıyorlar.

Yine ‘Anadolu Evliyaları’ kitablarında okumuştum, Adamın birisi Şeyh Efendi aleyhinde konuşuyormuş. Şeyh bu edepsiz, haddini bilmez herifin(!) ismini bir kâğıda yazıp, üstüne kalemi bırakıveriyor. Tam o esnada bu adamın üstüne bir kalas düşüyor ve boynu kırılıyor. Artık sıkıyorsa bu evliya dedikleri adamlar hakkında ileri-geri laf yap. Bundan ibret al. Başına hangi belalar gelecek tahmin et, diyorlar. Yani insanları korkutmak, şeyhleri tanrılaştırmak. Bütün yaptıkları bundan ibaret.

Allahım! Bu necip milletin tertemiz evladı dinini nereden öğrenecek? Kaç tane iblis var imanını çalan! Kaç tane gülyabani var yolunu haramiler gibi kesen! Dinsizlerden-donsuzlardan kaçar, ihlâstan bahseden, bidatlerden sakındıran bu kimseleri gazetesiyle, televizyonuyla evine alır, ahir zamanda ehl-i sünnetin kalesine sığınmaktan başka yol yoktur der, fakat bu seferde burada iğfal edilir. Şirkin en katmerlisine maruz kalır.

Saadettin Merdin

You may also like...

Bir Cevap Yazın