FACEBOOK PROFİLİNİZE BİR TERÖRİST GÖZÜ İLE BAKIN

Habertürk gazetesinden Pınar Dumlupınar’ın “Facebook profilinize bir de sapık gözüyle bakın” başlığı ile kaleme aldığı yazısını okumanızı tavsiye ederim…

Düşünün lütfen, internete koyduğunuz en mutlu anlarınıza ait fotoğraflarınıza sadece sevdikleriniz mi bakıyor, yoksa internetin öte yanındaki abuk sabuk insanların karşısında kurbanlık koyun gibi her yanınız incelemeye de alınıyor olabilir mi? Ne dersiniz?

Bilemiyoruz…

Ama bir de bu gözle bakmanızı tavsiye ederim…  İnternetteki kendi resminize, eşinizin ve çocuklarınızın resimlerine bir de sapık gözüyle bakın… Sevdiklerinizin resimlerinin, isimlerinin ve hatta doğum tarihlerinin, birilerinin ince ince heyecanına heyecan katıyor olduğunu fark ettiğinizde internetteki yaşamınıza bir hayli çekidüzen vereceksinizdir…

Empati kurmadıkça bazı şeyler anlaşılamıyor…

O hâlde bir empati daha kurmanızı tavsiye edeyim…

Dönün bir kere de evinizin içindeki yetişkin çocuğunuza, bir teröristin gözü ile bakın…

Eylem yaptırmak için adam arayan bir grup örgüt mensubunun sizin çocuğunuza bakışı gibi siz de kendi çocuğunuza bakın… Çok şey göreceksiniz o masum yüzün nasıl da kolay tuzağa düşürülebileceğine dair… Ve eğer içiniz sızlar ise birçok hâlinize de çekidüzen vereceksinizdir…

Hem de öyle çekidüzen vereceksiniz ki; hani hep, “Gece gündüz çocuklarım için çalışıyorum, onlara gelecek hazırlamak için deli gibi koşturup duruyorum” diyorsunuz ya… Bir teröristin çocuğunuzdaki baba ilgisinin ve otoritesinin olmayışına nasıl da ellerini ovuşturarak baktığını gördüğünüzde “canı çıksın gece gündüz çalışmanın, ben çocuğumun yanında var olmalıyım” diyeceksiniz…

Ya da, çocuğunuzla yarım yamalak kurduğunuz iletişimde en çok kullandığınız cümlelerin “Derslerini yaptın mı? Sınavdan kaç aldın?” soruları olduğunu fark ettiğinizde ve çocuğunuzun yavaş yavaş sizinle aidiyet duygusunu kopardığını hissettiğinizde, içiniz çokça yanacak; ama umarım iş işten geçmemiş olsun…

Nedir aidiyet duygusu?

Aidiyet duygusu, her insanda var olan ve o insanda  bir yaratıcıyla, bir grupla veya sevdiği bir insanla bütünleşme ihtiyacı oluşturan bir duygudur ki bu duygudan dolayı insanlar milletler kurar, dernekler oluşturur, evlenir ve aidiyet duygusu ile bağlı olduğu kişilere sadakat duyar…

Eğer çocuklar, gelişim dönemleri içinde aileleri ile ve anne babaları ile böylesi bir aidiyet duygusu geliştiremiyor, kendilerini o ailenin içinde yabancı olarak hissediyorlar ise, o takdirde içlerinde oluşan “aidiyet yoksunluğu” çocukları bir arayışa sevk ettirir… Özellikle gençler, kendisine değer veren, kendisini olduğu gibi kabul eden bir grubun içinde var olmaktan mutluluk duyarlar…

İşte dışarıda zehir satıcılarından tutun da yasa dışı örgüt üyelerine kadar bütün bataklık bekçilerinin heyecanla bekledikleri gençler, “aidiyet yoksunu” gençlerdir…

Zira böylesi gençlere biraz tebessüm, biraz alaka gösterdiğinizde beline 3 kilo C4 patlayıcı bağlayabilirsiniz ve  “falanca davamız uğruna kendini feda edeceksin” dediğinizde tereddüt etmeden ve gözünü kırpmadan, kendini sevenler(!) için feda olmaya hazırdır ailesinden kopuk gençler…

İzlediniz mi bilemiyorum, İzmirli bir babanın DHKP-C eylemindeki feryadı yansıdı ekranlara geçen hafta…

Bir grup genci, devrimci bir dava adına birbiri ile aidiyet duygusu ile bağlamışlar… Gençler, ellerinde kızıl bayraklar ve yumruklar havaya kalkmış vaziyette “Baskılar bizi yıldıramaz” diye slogan atıyor… “Parasız eğitim hakkımız” diye polisle çatışıyorlar…  Yasa dışı gösteri yapan bu kişilerin karşısında da bir baba feryat ediyor; “Oğlumu bana geri verin” diye…

Örgüt çocuğu öylesine kapmış ki, babasının “gel hadi aslan oğlum benim” demesine karşılık çocuk “baba ben devrimci oldum, davam adına kendimi feda edeceğim” diyebiliyor…

Açın lütfen Aksiyon dergisinin geçen haftaki sayısını ve İdris Gürsoy imzalı yazıyı okuyun lütfen… Orada, çocuğunu örgüte kaptırmış bir babanın nasıl da çırpınıyor olduğunun ve oğlunu geri alabilmek için örgüt mensupları ile nasıl da bir mücadele içine girdiğinin ibretlik hikâyesini göreceksiniz…

Günümüz gençlerinin en belirgin problem kaynağı, ailelerinden santim santim kopuyor oluşu… Ve bu kopuşu maalesef anne babalar vaktinde göremiyor… Kurtlar çocukların etrafında tuzaklar kurup onlara ölüm öpücüğü verirken, anne babalar ınçocuklarından bir tebessümü esirgiyor olmaları ne kadar da trajik değil mi…

Evde ihmal ettiğiniz çocuklarınıza bir de terörist gözü ile bakın… Çok şey göreceksiniz…

Empati kurmadan bazı şeyler anlaşılmıyor…

ADEM GÜNEŞ

You may also like...

Bir Cevap Yazın