Oy kullanmanın akli ve vicdani özgürlüğü

Demokrasi sadece eğitim sorunu değildir.

Karmaşık bir saat mekanizmasının tüm parçalarının düzgün işlemesi gibi, çalışan mekanizmadır.

Oy vermede akli ve vicdani özgürlük, önemli bir parçadır.

Parti yapılanmasında lidere, merkeze bağlı örgütlenme; çevreye yayılmış, güçlü, katılımcı bir parti demokrasisinin tükenmesine yol açar.

İnsanlar yerelden siyasi aktörlerini üretmezler ise, parti politikalarına ve merkezine düşüncelerini, sorunlarını taşıyamazlar. Aktörlerin merkezden belirlenmesinin ilkesizliğini herkes bilir aslında. Ancak İnsandaki öne geçme, bilinme dürtüleri baskındır ve bir kısım insanlarca bu tiyatro devam ettirilir. Gerçekten düşüncesi olan, kapasiteli insanlar bu ilkel ve ölçülemez yarışa girmezler.

Ülke siyasi aktörlerinin kalitesi düşer. Merkezde parti ve hükümet kararları kollektif aklın ürünü olmaktan çıkar. Dar bir gurubun veya tek kişinin sesi ve beyni ile yönetilen ürkek bir siyasi kalıba girer.

Ülke yönetiminde; devletin imkan ve rantları akıl ve bilimsel usuller ile dağıtıldığı oranda oy vermede vicdani özgürlük doğar.

Çünkü bulunduğu devlet makamını veya aldığı ticari imkanları diğer insan kardeşleri ile eşit imkan ve şartlarda alabilen ülkelerin bireyleri, demokratik seçimlerde daha fazla akıl ve vicdanlarını kullanırlar. İktidarın ülke yönetme kabiliyetini daha akli ve vicdani göz önünde bulundururlar. Kişisel çıkar ve korkularından daha fazla arınmış olurlar.

Ama makamlar, ekonomik rantlar; iktidarın dağıttığı bir ulufe ve bahşiş gibi olduğu ülkelerde, bu makamları ve imkanları ele geçirenler; seçimleri bir mevzi savaşı görme eğilimine girerler. Bu mevki ve imkanlardan dışlananlar için de seçim; güç ve para kazanma savaşının aracı haline döner.

Siyasi bilinç gergin ve ötekileştirici bir kalıba geçer. Siyasi dil de düşman ve hain üreten söylemlere.

İleri demokrasilerdeki siyasal, sosyal, hukuksal, ekonomik kalite aslında ilahi bir torpil değildir. Gerisinde yüzlerce yıllık acıların, yanlışların, kavgaların sonucunda üretilmiş bir deneyim ve bilgelik mevcuttur.

Sorunların çözümü farkındalık ile başlar, sonrasında kendini kritik etme, bir adım sonra dönüştürme çabası.

İkinci bir yol daha var. Kendi kusurlarını göreceğine çevreyi suçlama, bütün sorunları kendi dışındaki güçlere yükleme ve hipnoz ile geniş kitlenin uyutulması. Bunun yol olmadığı zamanla anlaşılır.

Demokrasi aklı hür, vicdanı hür bireylerin kollektif aklının siyasi üretime yansımasıdır.

Ahmet Bulut

You may also like...

Bir Cevap Yazın