EĞİTİM YUVALARI (MI) OKULLARIMIZ?

EĞİTİM
Çocuğu sadece dünyalık bazı menfaatler uğruna okullara göndermek, isabetli bir adım olmadığı gibi zararı zor telafi olan yanlışlıklar doğurur ki; yaşın ilerlemesiyle çocuğun fıtratına yerleşen kötü huyları silmek ebeveyn açısından oldukça zahmetlidir.

“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyor, iki cihan serveri Efendimiz (s.a.v)’ in damadı Hz. Ali (r.a). Belki de eğitime duyulan ihtiyaç en mükemmel şekliyle ancak bu şekilde söylenebilirdi.Eğitim ve beraberinde insanda yerleşen güzel huylar, ya da kötü huylar… Öyle ya insanoğlu hamur gibidir, yoğuran kişinin ellerindedir asıl marifet. Ve elleriyle yoğurduğu hamuru istediği renge boyamak da yine ustaya kalmış…Bir süreye kadar sürekli olarak anne-babalar, (yanlarında iseler büyük baba ve neneler) eğitimleriyle şekil verirler çocuğa. Fakat okul zamanı geldiğinde çocuk üzerindeki tesir anne-babanın elinden fazlasıyla çıkıp, öğretmenin eline geçmektedir…

Kişinin hayatta anne-babadan sonra en çok ve tesirli eğitimi aldığı kimsedir öğretmen.Hal ve hareketiyle, giyimiyle, hatta mimiklerine kadar bir örnektir öğrencinin gözünde. Eğitim hayatına attıkları ilk adım, ebeveynlerin hassasiyetle üzerinde durması gereken bir konudur…

Okul deyip geçmemek lazım! Eğitim yuvalarıdır okullar… Çocuğu sadece dünyalık bazı menfaatler uğruna okullara göndermek, isabetli bir adım olmadığı gibi zararı zor telafi olan yanlışlıklar doğurur ki; yaşın ilerlemesiyle çocuğun fıtratına yerleşen kötü huyları silmek ebeveyn açısından oldukça zahmetlidir. Çocuğunun güzel ahlakını, okul hayatıyla beraber kaybeden insanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

Günün belirli bir vakti çocuklarımızı yedirip, giydirdikten sonra, okula gönderip tahta masalara oturtmak, eline nedensiz- niçinsiz tebeşir tutuşturmak ve akabinde “Eğitimini kimden alırsa alsın, yeter ki bir meslek sahibi olsun” demek elbette ki doğru ve isabetli bir davranış değildir. Bir amaç, belirlenen bir hedef olmalıdır mutlaka… “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yön veremez” sözü bunu doğrular niteliktedir. Hiçbir gayesi olmayan insanın kuru ottan farkı olmayacağı açıktır. Ve açıktır ki, ancak gaye ve hedefini bilen insan gittiği yolda başarı elde edebilir…

Şimdilerde okula başlama yaşının 5 yaşına indiği bir dönemdeyiz. Yani bu demek oluyor ebeveyn ancak beş yaşına kadar çocuğunu kendi istediği şekilde eğitebilir. Gözü-kulağının üzerinde olduğu bu kısacık zaman dilimi, çocuğun okula başlama süreciyle sona ermiş olur. O halde çocuğumuzu güvenilir, emin ellere teslim etmemiz geleceğimizin aydınlık olması için elzemdir…

İyi bir eğitimci olmalı ki; anne-babanın verdiği güzellikleri pekiştirip, çoğaltmalı. Yani en az ebeveyn kadar çocuğun geleceğini düşünüp kafa yormalı… Merhamet nazarıyla bakabilmeli, şefkatle kucaklayabilmeli… Eğitmedeki amacı dünyalık menfaatler olmamalı. Emanet nazarıyla bakmalı öğrenciye. Özellikle insan kişiliğinin oluşumunda önemli yer tutan dini eğitim konusunda hassasiyetle durabilmeli…

Düşünelim, biz evlerimizde çocuğumuza İslami bir terbiye veriyoruz… Yemek yeme adabından tutun da, konuşma ve temizlik alışkanlıklarına kadar… Beş yıla kadar bu böyle devam ediyor. Bu yaştan sonra başlayan okul hayatında çocuğumuzu günün büyük bir kısmını yanında geçireceği bir eğitimcinin inancı, fikri, savunduğu idolü, tabi olduğu dini ve en önemlisi Müslümansa (dini İslam olan bir aile, çocuğunu Müslüman olmayan bir eğitimciye emanet etmemeli) İslam dinine olan bağlılığı önemli değil midir?

Daha ilkokulda çocuğun ahlakında baş gösteren kötü huylarda öğretmenin etkisi hiç yoktur, denilebilir mi? Ya da aksi bir durumda, çocuk üzerinde kendini gösteren pozitif değişikler öğretmene mal edilemez, denilebilir mi?

Memnun olmadığı mahallede, sırf çocuğunun öğretmenine duyduğu memnuniyetten dolayı evini istediği mahalleye taşımayan bir arkadaşım var. Yemeklerden önce el yıkama alışkanlığından tutun da, İslami temel bilgilerin çoğunun bir öğretmen tarafından çocuğa aşılanması, ailenin büyük bir memnuniyetle karşıladığı bir durumdur…

“Dünyada her şeye paha biçilebilir; ama öğretmenin eserine paha biçilemez, çünkü onun eseri her şeydir…” (Socrates)

Evet, bir öğretmenin eseri her şeydir. Çünkü o geleceğin adamını yetiştirmektedir. Ve her meslekten insan, bir öğretmenin eğitiminden geçmektedir. Kişiyi geleceğe hazırlamak, geleceği için eline bir lamba ya da ateş topu tutuşturmak, ancak bir öğretmenin yapabileceği şeydir. Tabi bir öğretmenin iyi bir eğitimci olduğu; öğrenciye daha fazla kitap okutması demek değildir. Ancak kitaplarla beraber hayatı okumayı da öğretirse o zaman öğrenciye gerekeni, en iyi şekilde vermiş olur…

“Bir hükümdar oğlunu okula yazdırmış. Eline de bir yazı tahtası tutuşturmuş. Bu yazı tahtası gümüşten olup, üzerinde şöyle yazılıymış:

Hocanın verdiği ceza, babanın muhabbet ve sefasında daha iyi ve daha önemlidir.” (Şeyh Sadi Şirazi)

Allah’a emanet olun…

Reyhan Çelebi / Nisanur Dergisi – Aralık 2012

You may also like...

Bir Cevap Yazın


Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/hayrullahtas/public_html/wp-includes/functions.php on line 3758