DİYANET İMSAKİYESİ YANLIŞ MI? DOĞRUSU HANGİSİ?

Oruç ve İmsak Meselesi

Son yılların Ramazan aylarındaki başat tartışma konularından birisinin imsak vakti olduğunu söylesem sanırım katılırsınız. Aslında yakın döneme kadar böyle bir sorun yoktu. Yurdum insanı Diyanet’in dayatmasına göre orucunu tutuyor, gül gibi geçinip gidiyordu. Lakin bir Abdülaziz BAYINDIR Hoca çıktı ve deyim yerindeyse arı kovanına çomak soktu. Daha doğrusu resmi din söyleminin temsilcilerinin huzurunu kaçırdı.

Abdülaziz Hoca açıklama yaptıkça devasa teşkilat adeta sessizliğe gömüldü ve gömülmekte. Son dönemlerde ise, teşkilatın başı iyice koruma altına alınınca her şey yolunda gibi. Devletin bütün imkânları elinde olan kurum ve düştüğü durum. Onun yerine getirmesi gereken sorumluluğu Abdülaziz Hoca kendi imkânlarıyla yerine getirdi ve insanlara büyük bir rahatlama sağladı.

Malum geçen yıl Diyanet teşkilatı Abdülaziz Hoca’nın karşısına çıkıp bu konuyu tartışamadı. Dahası Hoca canlı yayında fiili olarak meseleyi anlatıp gözler önüne sererken militarist bir el devreye girerek yayın bile kesildi. Peki, neyi saklıyoruz insanımızdan? Devasa kurum hadi Abdülaziz Hoca ile tartışmadı niçin alternatif açıklama yapamaz?

Şunu herkes bilmeli ki, artık günümüzde gizli-saklı bilgi yok. İnsanlar bilgiye rahatlıkla ulaşabiliyorlar. Gizleme-saklama veya tartışmamakla ne hedefleniyor, doğrusu merak ediyorum.

Gelelim imsak konusuna. Birisi bana Ramazan’dan bir gece önce sabah ezanının vaktinin, Ramazanla birlikte yaklaşık bir saatten fazla geriye çekilmesinin izahını yapmalı. Hangi el ve hangi hakla?

“Namaz belirli vakitlerde müminlere farz kılınmıştır” (Nisâ 4/103) âyetine rağmen, birileri sabah namazının vakti üzerinde nasıl tasarrufta bulunabiliyor? Bakınız Kur’ân bile bireye imsak vaktini belirleme imkânı tanımış. Buyurun Bakara 187’deki imsakla ilgili oruç âyet:

“…külû ve-şrebû, hattâ yetebeyyene lekumu’l-haytu’l-ebyedu mine’l-haytı’l-esvedi mine’l-fecr/ ufuktaki siyah ve beyaz çizgi SİZCE BİRBİRİNDEN AYIRT EDİLİNCEYE kadar yiyin için.”

Teknik ifadesiyle söylemek gerekirse âyette, “tan yerinin aydınlığı gecenin karanlığından iyice ayırt edilinceye kadar yiyip içebilirsiniz” mesajı yer almaktadır. Bulunduğum şehre göre söylüyorum; bana birisi 02:50’de sabahın nasıl başladığını izah etsin. Ya da dünyanın hangi ülkesinde imsak vakti gecenin yarısına çekilebilmektedir? Bu kararı alanlar oruç ibadeti gibi kutsal değer üzerinde, hangi hakla tasarrufta bulunabiliyorlar?

Fazla teknik detaya girmeden birkaç hususu daha hatırlatayım. Birisi size/bana, “Diyanet’in belirlediği saatte, yeme-içmeyi kesince sabah namazını kılıp yatsak olur mu?” diye bir soru sorsa, emin olun cevap kesinlikle ‘hayırdır.’ Zira o saatte henüz sabah vakti girmemiştir. Kılınan namaz sabah namazı değil, “gece namazı” veya “teheccüd namazı” olur. Diğer bir deyişle siz Diyanetin belirlediği imsakiyeye göre yeme-içmeyi kesip, ardından da namaz kılıp yatarsanız, sabah namazını kılmış olmazsınız. Hatta kasıtlı olarak farzı terk etmiş olursunuz.

Ortadaki fecaate bakar mısınız. Resmi dinin temsilcisi Diyanet elimize bir program tutuşturuyor ve ona göre sizi/bizi ibadete zorluyor. Oysa Allah’ın âyeti son derece açık ve net. Resûlüllah zamanında takvim veya astronomik hesaplar mı yapılıyordu? İnsanlar ufka bakıp göz kararı oruçlarını tutar veya ibadet saatlerini belirlerdi.

Basit bir soru daha: İftar vaktinde ortalık hemen hemen aydınlık iken ve oruçlar açılırken ve kimse bunu sorun etmezken, sabah vaktine gelince nedir bu telaş? Acaba insanlara daha fazla oruç tutturarak birileri sevap kazanacağını mı sanıyor?

Sonuç:

Diyanetin ezanına göre oruç tutmaya kalkarsanız yeme içmeyi kestikten sonra, sabah namazını kılmak için ortalama bir saatten biraz fazla namaz vakti için beklemelisiniz. Bu vakit, daha önce kılınan sabah namazının vaktidir. O saate kadar doğa henüz sessizdir. Kuşlar bile canlanmamıştır. Dikkat edilirse gün ağarmaya başlamasına doğru kuş cıvıltıları duyulur.

Daha kesin bir imsakiye veya takvim arıyorsanız Abdülaziz Hoca’nın takvimini referans alabilirsiniz. “http://www.suleymaniyevakfi.org” sitesinden rahatlıkla ulaşılabilir. Bu vesile ile Hocamıza teşekkürü, hakkın teslimi olarak görüyorum. 

Not: Bu paylaşımım nedeniyle birileri yine Hocanın yağcısı diyebilir. Hiç önemli değil, desinler. Kurumsal dinin temsilcisinin bu yanlış uygulamasının yanında yer almaktansa, mezkûr yaftalanmayı tercih ederim. 

İsrafil BALCI

You may also like...

3 Responses

  1. cemil dedi ki:

    diyanetin imkanları var…ölçümlerle belirleniyor..prof.larla yapılıyor..abdülaziz kendi bildiği gibi yapsın..geçen sene ihsan şenocak ağzının payını verdi susturdu .ama hala akıllanmamış…vebal varsa diyanetindir…biz tabi oluruz…peki ya senin hocan yanlışsa..o zaman milyonlarca insanın vebaline gireceksin..bunuda düşündün mü hiç…

  2. sabri tatar dedi ki:

    diyanetin sitesine girilirse imsak vakti ile açıklamanın bir kaç yıl önce detaylı olarak verilmiş olduğu rahatlıkla görülür. aramak/bulmak için çok zeki olmaya da gerek yok. 🙂

    • hayrullah_tas dedi ki:

      Bayındır bir çok kez yüz yüze tartışmaya davet etti madem diyanet o açıklamalara güveniyor çıkıp tartışacaktı. Tartışmadan kaçarsa millet şüphelenir. Kıssa anlatmaya benzemez. Merak etmeyin herkes en az sizin kadar zeki tatmin edici değil sadece…

Bir Cevap Yazın