Flash TV’de yayınlanan Yalçın Çakır’ın programıyla tanınan ve sosyal medya fenomeni olan Melek Subaşı, programın ardından kendisine ‘yalan makinesi’ lakabının takıldığını belirterek sunucu ve TV kanalına tazminat davası açtı. Mahkeme, Subaşı ailesinin reyting için kullanıldığını belirterek Flash TV ve sunucu Yalçın Çakır’ı 7 bin lira tazminat ödemeye mahkûm etti. Evli ve biri engelli 3 çocuğu
Complete Reading

Üniversitenin son günleriydi. Okulda en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, “ Ne olmak istiyorsun? “ dedi. “ Entellektüel olmak istiyorum.” dedim. “ Senden entellektüel olmaz” dedi. Çok şaşırmıştım. Biraz duraksadiktan sonra ,kırgın ve alıngan bir ses tonuyla; “ Dersinizi 3 sene önce alıp geçtim. Dersinizi almama rağmen hala bütün derslerinize giriyorum. 300 kişilik sınıfta 30
Complete Reading

Daha fazla, daha hızlı, daha büyük. Daha verimli. Yükselen orta sınıf statü haritalarını çıkarırken birbirine şöyle soruyor : ‘Altında kaç kişi çalışıyor?’ Mide bulandırıcı bir soru değil mi? İnsanları da nesneleştiren, her şeyin ‘daha..’ olması için istismar edilebildiği karanlık bir dünyanın habercisi bu soru. Durdurulmayan büyüme iştahı, gezegenimizin sonunu hazırlıyor. Büyüme ekonomisine ayarlanmış zihinler de
Complete Reading

“Faşizm” gibi sözcükleri, sözcüğün dünya tarihindeki yerine sadık kalarak kullanabilir miyiz? Umberto Eco, 1995 yılında yazdığı “Ur-Fascism” makalesinde, bu terimin 2. Dünya Savaşı’ndan yıllar sonra, klişe bir ifade olan faşist domuz deyişine evrildiğini yazar. Bu deyiş “30 yıl sonra, Amerikalı radikallerce, sigara alışkanlığını kabul etmeyen polislere ithafen kullanıldı”. Öte yandan, 40’larda, faşizm ile savaşmak “her
Complete Reading

Ne mutlu bize ki Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Efkan Ala, Ali Babacan gibi fevkalade kıymetli adamlarımızı bozuk para gibi harcayabilecek kadar kodamanız. “Ef” deyip geçmedik, “püf” deyip geçmedik, Diyanet İşleri Başkanlığında destan yazan Mehmet Görmez’i bozuk para gibi harcamak için de gerekçeler bulduk kendimizce. Sıradaki gelsin… MİT Müsteşarı Hakan Fidan mesela… Okey masasında olsaydık, elimizi
Complete Reading

“Mutlak” anlamda bir “Müslümanlık” vardır ve tüm yükümlülükler bununla açıklanmıştır. Mutlak Müslümanlıktan, kimse tek başına sorumlu değildir. Bu “Ben Müslümanım” diyenlerin toplamının ancak yerine getirebileceği bir Müslümanlıktır. Kim hangi imkanı kullanıyorsa, bilgisi, serveti, makamı, cinsiyeti, sağlık durumu… nasılsa, ona göre de yükümlü olduğu bir Müslümanlığı vardır. Askerin, yoksulun, bekarın, zenginin, bilim insanının… sorumluluğu, dolayısı ile
Complete Reading

Bakın ben sizin paylaşmaya utanacağınız bir fotoğrafı burada binlerce insanın önünde hiç çekinmeden paylaşıyorum. Köylerde gezerken inek dışkılarından yeni yapılmış buram buram b.k kokan tezeklerin yanında elimde simit yiyerek dolaşıyorum… Bütün yakın arkadaşlarım burada, yedi yıldır aynı telefonu kullanıyorum (blackberry 9800). Satsanız 150 lira etmez, ama bir hafta sarjım dayanıyor, üstelik istediğim her yeri rahatça arayıp, bütün
Complete Reading

1. Biz Cola fabrikası açarak, Cola’dan değil fabrikadan yana olduğumuzu gösteriyoruz. Dikkat edin fabrika açıyoruz. Cola burada bir ayrıntıdır. Meseleyi saptırmayın. 2.Cola içmek ayrı Cola fabrikası açmak ayrı şeylerdir. Biz Cola fabrikasını içmiyoruz kardeşim, açıyoruz. İçsek, haklısınız. 3. Açılıştaki besmeleyi gözden kaçırmayın; işte bu niyeti gösterir. Siz amel kısmına odaklanıyorsunuz, niyet kısmına değil. Halbuki ne
Complete Reading

Malta’da Cübbesiz halde Jetski yaparken fotoğraflandı. Gerisi çorap söküğü gibi geldi… Şehitliklerimizi ve Sultan Abdülhamid’in kabrini ziyarete geldim diyordu ama, beş yıldızlı intercontinental’de kalıyor, bikinili kadınlarla yüzüyordu. Gayet makul bi savunma yaptı, gözlerim bozuk, baktığımda kadın mıdır erkek midir, seçemiyorum dedi. Altın çerçeveli Versace, Ferre gözlükler takıyordu. Kışın Alplere gidiyordu. İki eşi vardı, İsviçre tatilinde
Complete Reading

Kutsal kitaplardaki din ile aklın ürünü/çıkarımı/ulaşımı olan din farklı olabilir. Çünkü akıl dediğimiz şey malumattan/bilgiden yola çıkarak işler. Malumat ise zamanla artarak değiştiği için aklın ulaştığı din zamana göre farklılıklar gösterebilir. Kutsal kitaplar insanları ikna edebilmek için ilk muhatapların akli seviyesine göre inmişse de insanlığın gelişimi ile beraber değişen bu seviye dinler ve inananlar için
Complete Reading

Üniversite sınavlarında Türkiye 56.sı olmuş, Boğaziçi’ni birincilikle, Harvard’ı 4.00 ortalamayla bitirmiş, üstüne de Cambridge’de doktora yapmış Özgür Bolat tüm bu başarıların ardından şaşırtıcı şekilde bunların önemsiz olduğuna kanaat getirmiş ve şunları söylüyor: “Ben Türkiye’deki insan yetiştirme modelini hem ailelerde hem de okullarda değiştirmek isteyen biriyim. Var gücümle bunun için uğraşıyorum. Dünyanın en saygın araştırma şirketi
Complete Reading

Muhtemelen bu dindar, dininin sosyal hayat, devlet, kanunlar ile ilgili söylediklerinin/tavsiyelerinin/emirlerinin/yasaklarının olduğuna inanıyordur. Laikliğin teorisine göre ise din devletin işine doğal olarak sosyal hayatın, devletin düzenini düzenleyen kanunlara karışmamalıdır. Dindar eğer laik olursa dininin emirlerine karşı gelmiş en kötü ihtimalle bu emirlere riayet etmemiş olur. Dindar olmak açısından tutarlı bir tavır olsa da pratikte dini,
Complete Reading

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır/ Değişen bir dünyaya karşı Kerpiç duvarlar gibi katı/ Çakır dikenleri gibi susuz Kayıtsızca direnerek yaşarlar. / Aptal, kaba ve kurnazdırlar. İnanarak ve kolayca yalan söylerler./ Paraları olsa da Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır. Her şeyi hafife alır ve herkese söverler. Yağmuru, rüzgarı ve güneşi Bir gün olsun ekinleri akıllarına
Complete Reading

Deist, yaratıcının varlığına inanan ancak dünyaya her hangi bir müdahalede bulunduğuna inanmayan kişidir diyebiliriz. Bu müdahalenin çerçevesi bazılarına göre peygamber gönderilmesini kapsarken bazılarına göre ise peygamberlerin gönderilişi bu müdahaleye dahil değildir. Bildiğim kadarıyla mukallidliğin bir sonraki aşaması deistlik değildir. Yani taklidi imana sahip olup da ondan hemen sonra deist olan kimseler yok diye düşünüyorum. Bence
Complete Reading

Sahih din olduğunu iddia eden bir kaç seçenek arasından birini seçip iman etmek kolay ancak günümüzde iletişim imkanlarının zirve yapması ile bir kaç olan seçenek yüzleri buldu diyebiliriz. Ergenlikten önce ailemizin dinine otomatikman mensup olduğumuz için her hangi bir sorun olmasa da ergenlikten sonra ortaya çıkan sorgulama, araştırma ve bulma istegi insanları sahih din seçeneklerini
Complete Reading

Başlamadan önce iman kelimesini “inanmak” anlamında kullandığımı belirtmek istiyorum. Bizlerin Allah’a inanabilmesi için önce Peygambere inanması lazım. Doğrudan Allah ile iletişim kurmamız mümkün olmadığı için bir aracı/Rasul/elçi aracılığı ile bu iletişimi sağladığımıza inanırız. Yani Allah’a inanabilmemiz için önce Peygambere inanmamız lazım. Peki; Peygamber ile bizler doğrudan iletişim kurabildik mi? Kurabilir miyiz? Bu soruların cevabı benim
Complete Reading

son eleştiren küstüğünde,son muhalif sustuğunda,  son vicdan kuruduğunda, aktrol iktidarın yenecek bi şey olmadığını anlayacak. Alıntı Hakkı hakikati konuşmanın tehlikeli olduğu bu dönemde artık siyasi paylaşımlar yapmamaya karar verdim. Umarım görmezden gelebilirim. Muhtemelen benim gibi yüzbinlercesi susmayı tercih ediyor. Madem konuşmamız batıyor, desteğimize ihtiyacınız olduğu zaman da susacaz. O zaman bakalım “padişahım çok yaşa” diyenler
Complete Reading

İslam klasiklerine göre insanın temel sorunu özgürlüktür. Bu görüşün temel dayanağı da Kur’an’dır. Kur’an’ın her ayeti, iradesini kullanması gereken insana ödevini hatırlatır. Kur’an’da tüm ödevlerin temelinde ise olmazsa olmaz, bir başkasına devredilemez ve başkasının kullanımına terk edilemez “özgürlük” vardır. Bu nedenle Kur’an’a göre kimse başkasının aldığı kararların sorumlusu olamaz ve kendisi ile ilgili kararları başkasının
Complete Reading

Muhterem Diyanet İşleri Başkanımız, camilerde özgürce koşturan çocukların sevgili “Diyanet Amca”sı, aydınlık adam Mehmet Görmez, FETÖ’nün sapkın söylemlerinin incelendiği raporla ilgili konuşmasının başlarında şöyle bir ifade kullandı: “Diyanet İşleri Başkanlığındaki görev hayatımın son günü bile olsa, son günleri bile olsa…” Gerçekten de gidiyor demek ki. Öyle veya böyle, GÖNDERİLİYOR. *** Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dediğine
Complete Reading

Kürtler; İran, Irak ve Türkiye’de dağlık bölgelerde yaşayan ve “dağlı” olarak bilinen küçük aşiret (evlilikler yoluyla bir araya gelen geniş aileler topluluğu) topluluklardır.Modern zamanlara kadar bir birinden bağımsız, aralarında işbölümü oluşmayan Kürt aşiretleri, Araplarda görüldüğü gibi bir “kabile” (tehlikeyi savmak ve işbölümü yapmak için bir araya gelen aşiretler konfederasyonu) kuramadılar. Bu sebeple, Kürt sosyolojisi üzerinde
Complete Reading

İhsan Şenocak İstanbul’da yaşanan felaketi günahlara bağlarcasına “artık günahlardan dönme vakti gelmedi mi” demiş. Cübbeli de yaşanan büyük bir depremi günahkarların çokluğuna bağlayan bir açıklama yapmıştı. Eskiden doğa olayları tamamen yaratıcının ödüllendirmesine ve cezalandırmasına bağlanırdı. İşler yolunda gidiyor ise bu yaratıcının memnuniyetine, gitmiyor ise kızgınlığına bağlanırdı. Yağmur duası bu düşüncenin bir dışa vurumudur. Ayrıca Kurban
Complete Reading

Mesele Fethullah Gülen değil yeğen, mesele nefsimizdeki Fethullah Gülen. Fethullah Gülen’e kızıyoruz. Kızmalıyız da. Fethullah Gülen’e öfkeliyiz. Öfkeli de olmalıyız. Ancak doğru tepkileri ortaya koyamaz, doğru soruları sorup doğru cevapları veremezsek aynı şeyler tekrarlanır.  Kanaatimce doğru soruları sormaya şöyle başlayabiliriz. Fethullah Gülen neden kötü? Fethullah Gülen neden zalim? Fethullah Gülen’e neden kızmalıyız? Fethullah Gülen’le neden
Complete Reading

Nesh edilen ayetleri kuzu mu yedi keçi mi, asgari ücretin binüçyüz lira olduğu ülkede, bir kilo kuzu eti yetmişbeş lira! Hz. Adem’in babası var mıydı, günde ondört saat çalışan babalarını, göremeyen milyonlarca çocuk var bu ülkede! Kirası binbeşyüz lira bir artı bir dairelerde, annem/babam misafir gelmesin diye bakan yüzbinler.  Meleklerin cinsiyeti var mıydı, küresel cinsiyet
Complete Reading

Hadislerin tetkikinde, metin tahlili yöntemini öneren ve Peygamberin akla, deneysel ve bilimsel gerçeklere, Kur’an’a uymayan; başka kültürlerden-israiliyat gibi- aparılmış, mitolojik unsurlar içeren sözler söyleyemeyeceğini iddia edenlere sormak istiyorum: 1-Peygamber kendi zamanının bir insanı olarak, o dönemin algı ve seviyesi ölçüsünde, deneysel ve bilimsel gerçekleri kendi bilebileceği kadarının ötesinde ifade etme şansı var mıydı? Ki Kur’an
Complete Reading

İlginç bir şekilde insanların kitle halinde zihinlerini kontrol etmek onları tek tek kontrol etmekten çok daha kolaydır. Burada zorluk parasal durumdur. Yeterli paranız ve iletişim imkanlarınız varsa insan kitlelerini istediğiniz yöne döndürmeniz pek de zor değildir. Bu tarih boyunca da böyle olmuştur. Şimdi kullanılan bazı basit tekniklerden örnek vermek istiyorum. 1) Sürekli telkin çok önemlidir.
Complete Reading

Bir toplumda genel olarak üç sınıf insan vardır. Fakirler, Orta Halliler ve Zenginler. İdeal bir toplumda sınıflar arası uçurumlar az ve sınıflar arası yükselme kolaydır. Sınıflar atlamanın yolu eğitim ve sermayedir. Adil bir ülkede, her doğan insana önce iyi bir eğitim ve geçimini sağlayacak bir meslek, İş kurmak istemesi halinde de faizsiz ve kolay sermaye,
Complete Reading

1) Algı Yönetiminde kullanılan en önemli cihaz televizyondur ve bu cihaz normalde her eve bir tane bedava verilebilirdi ancak bu çok şüpheli olurdu. 2) Aynı mesajın insanlara sürekli aktarılması zihin kontrolünün temelini oluşturur ancak insanların bunu fark etmemesi amacıyla aynı mesaj yüz farklı kanaldan, yüz farklı şekilde yayınlanır. Böylece insanlar “özgür seçim” yaptıklarını düşünürken aslında
Complete Reading

Ak Parti, 10 milyondan fazla “üye”si olan bir örgüttür. Ancak bu örgüt, Demokrasilerde olduğu gibi kendi aklı, iradesi, inisiyatifi olan bir örgüt değildir. Kurulduğunda böyle değildi; giderek bu hale geldi. Bugün aklını, iradesini ve inisiyatifini bir kişiye (R. T. Erdoğan) bağlamış ve devretmiş bir örgüttür. Demokrasilerde “Parti”, bir toplumsal (iktisadi-kültürel/ideolojik) kesimin taleplerini iktidara taşıyan siyasi
Complete Reading

Kur’an’ın her okuyana eşit düzeyde hitap etmesi gereğinden hareket eden, dolayısıyla, bize sözkonusu kurgulanmış bağlamları veren tarihsel malumattan (sebeb-i nüzul, tarih bilgisi vs.) özenle kaçınan bildik Kur’ancı – Mealci tecrübelerin bile gerçekten metinle yetinebildiğini söylemek güç. Maamafih, bu tecrübelerin metinle yetinmeyi sınırlı ölçüde de olsa başarabildiği ve bunu başarabildiği ölçüde okuru özgürleştirdiği de teslim edilmelidir.
Complete Reading

Tarafsız basın olmadığı için doğal olarak özgür basında yoktur. Gazete ve televizyonlar siyasi – ekonomik çıkarlar için kurulmuş milyon dolarlık yatırımlardır. Umarım Internet üzerinden bedava okuduğunuz gazete ve gene bedava izlediğiniz televizyonların o kadar parayı siz doğru bilgilenin diye harcadığını düşünmüyorsunuzdur. İktidar partisine bağlı basının görevi iktidar partisinin icraatlarını övmek, hatalarını örtmek ve oy verenlerin
Complete Reading

15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ’nün giriştiği kanlı darbe teşebbüsünün üzerinden tam bir yıl geçti. Bu bir yıllık zaman zarfında kimi zaman ümit verici, kimi zaman da ümit kırıcı birçok şey olup bitti. Şöyle ki, (1) FETÖ, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra milletin vicdanında mahkûm edildi. Bu durum FETÖ’nün Türkiye sathında tutunma ve bu topraklarda uzun
Complete Reading

Said Nursi kendi eserlerinde belirttiğine göre 33 ayet kendisine ve eserlerine/risalelere işaret eder. Böyle bir sonuca ulaşmak için kırk dereden su getirip götürür, kelimelere türlü türlü eklemelerde ve çıkarmalarda bulunur ve “aha bana işaret ediyor” der. Aynı yöntemi Said Nursiyi hiç sevmeyen Edip Yüksel de kullanır ve 19 sistemini icad eder. Ona göre 19 bir
Complete Reading

Hakikati bulduğunu iddia eden ‘ilahiyatçı’ çok gördüm, fakat hakikat bu söylediklerimdir bunun dışındakiler sapkınlıktır diyen felsefeci görmedim. Sorgulamaktan korktuğu gibi sorgulamayı dinsizlik addeden ‘ilahiyatçı’ çok gördüm fakat sorgulamaktan korkan bir felsefeci görmedim. Benimsediği ekole göre çeşitli hakikat arayışlarını bağnazca tekfir eden ilahiyatçı çok gördüm, fakat düşünceyi tekfir eden bir felsefeci görmedim. ‘Ötekiyi’ yok etmeye, susturmaya
Complete Reading

Osmanlı Devleti’nin mefkuresi İslam’dı. “Osmanlı İslamı” da “İstanbul İslamı”ndan ibaretti. Bizans döneminde Hristiyanlık İstanbul’da nasıl içerik ve şekil değiştirdi ise İslam da Osmanlı döneminde İstanbul’da aynı amaca hizmet edecek şekilde içerik ve şekil değiştirdi. Doğu Hıristiyanlığı dendiğinde ilk akla gelen, Hıristiyanlığın İstanbul yorumudur. Yani, Tanrı’yı göz ardı etmeden Hıristiyanlığın Bizans İmparatorluğu’nun çıkarlarına hizmet edecek şekilde
Complete Reading

Savunduğu değerler koca bir ummandır, o umman derin maviliklerinde bin bir rengi barındırır. Küçük bir göle hapsolmamıştır, uçsuz bucaksız sulara kulaç atar. Ondandır ki, özgürdür demokrat insan. Demir atmaz sığ sulara, uğradığı her limanın berrak sularına açar yüreğini. ‘’Şiddet, düşman, öteki…’’ gibi kavramlara rastlamazsınız kitabında. Hukuk devleti, insan hakları, özgürlük, çevre bilinci, inanç özgürlüğü, hayvan
Complete Reading

Hiçbir şeyin önünde eğilmeyen insan kendi yükünü taşıyamaz, der Dostoyevski. Kibir ve tekebbür başa belâdır. Büyüklenir küçükler. Büyük olmak için değil, bilâkis olmak, varolmak, varolduğunu hissetmek için. Büyüdükçe, büyüklendikçe, kişi, bu dev nefsi taşıyamaz hâle gelir. Belki çenesi yukarı kalkıktır ammâ beli de büküktür. İki büklümdür gerçekte. Tevazuyu bilmediğinden. Eğilmenin hakikatini öğrenemediğinden. Taati. İtaati. Sevmediğinden.
Complete Reading

Muhafazakar kesimde aşırı siyasallaşma fikirler planında bir daralmaya yol açıyor. Geçen hafta CNN Türk’te Sabah gazetesinden Hasan Bülent Kahraman ve Karar gazetesinden Mustafa Öztürk’le konuşurken bu meseleye de değinmiştik. Dün Etyen Mahçupyan Karar’da “Muhafazakâr zihnin fakirleşmesi” başlıklı bir yazı yazdı. “Siyasetin toplumsal alan üzerinde hegemonya kurduğu bir dönemden geçiyoruz” diyordu. Zihinlerin hegemon siyasetten ayrı, farklı
Complete Reading

TARAFSIZ BASIN. Çok küçük yaşlarımdan itibaren her gün bir gazete okumaya çalışırım hem de en önemsiz ve minik haberlerine kadar. İlk gazete okumaya başladığımda Özal baştaydı. Bir kısım basın için Türkiyenin en vizyoner,dahi,ekonomi sihirbazı ve reformcu lideriydi Diğer kısım basın için Türkiyenin en hırsız,liboş ve ülkeyi parsel parsel satan kişisiydi. Sonra Demirel geldi. Bir kısım
Complete Reading

28 Şubat’ı en çok yıpratan eylem ne idi, hatırlayan var mı? Üniversite kapısı önünde dökülen gözyaşları mı, hükümeti eleştiren köşe yazıları mı, Meclis’te yapılan siyasi konuşmalar mı, ordu ile iktidar mensuplarına yapılan baskılar mı? Hiç şüphesiz, bunların bir etkisi oldu, ama 28 Şubat’ı en çok yıpratan olay “Başörtüsüne özgürlük için el ele eylemi” olmuştu. Bunu
Complete Reading

Ülke, korkunun teslim aldığı bir siyasetçi tarafından yönetiliyor. İçeride ve dışarıda uyguladığı çatışmacı, baskıcı, tehdide dayalı politikalar Erdoğan’ı dünya nezdinde istenmeyen bir siyasetçi konumuna sürükledi. Erdoğan, bütün dünyanın kendisini yok etmek için hesaplar yaptığı vehmine teslim oldu. Gülen cemaatinin içeride ve dışarıda yaptığı kirli işler de Erdoğan’ın korkusunu besledi. Bu korkunun oluşmasında kuşkusuz Irak’ın, Suriye’nin,
Complete Reading

1. İslam dini dünyada yaşansın diye gönderildi, ahirette değil. Yani dünyayı terk et, hiçbir şey yapma, üretme ahireti kazanırsın mesajını vermiyor. Müslümanlar dünya-ahiret dengesini yitirdiler.  2. Biz Müslümanlığı sadece namaz, oruç ve hac gibi belli ritüelleri yerine getirmek olarak algıladığımız; dünyayayı imar etmek gibi bir hedefimiz olmadığı sürece müslümanların bu mahcup hali devam edecektir.  3.
Complete Reading

Matta’ya göre Hz. İsa kalabalıkları görünce dağa çıkar, ardından bir grup insan gelip etrafına toplanınca, meşhur dağ vaazına başlar. “Dünyanın tuzu sizsiniz” der ve ekler: “Ama tuz tadını yitirirse bir daha ona tuz tadı nasıl verilebilir? Artık dışarı atılıp ayak altında çiğnenmekten başka işe yaramaz.” (Matta, 5/13). Bu vaazdaki tuz metaforu hakikaten çarpıcıdır. Bir yoruma
Complete Reading

Önce şunu itiraf edelim: İnni küntü minezzalimin (Biz zalimlerden olduk). Başımızda gelen felaketler, Şeytanın ve düşmanlarımızın hilelerinin sonucu değil, bizim zaaf ve yanlışlarımızın sonucudur. Şeytan ve onun askerleri, Allah’ın müttaki kullarına hiçbir zarar veremez. Biz “Allah’ın ipi”ni bıraktık, Allah da bizim ipimizi bıraktı. Ve biz kendi hakkımızdaki hükmümüzü değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek.. Biz
Complete Reading

1. İlâhî amaç “vahiy” ile iletiliyor. 2. Vahiy, “anlam olarak” Hz. Peygamberin kalbine düşüyor (nüzul/inzal/tenzil). 3. Peygamberin, Levh-i Mahfuz’dan bu kendi “içsel okuması”, onun kendi dilinde, kavminin lisanı ile, kendi kavmi için “apaçık” ve “anlaşılır” bir dil ile söz (lafız) oluyor. 4. Söz, “Kur’an” olarak okunuyor (vahy-i metluv), sadr-ı İslâm’da gereği yerine getiriliyor, not alınıyor,
Complete Reading

Ahlak dediğimiz kavram da zamanın değişmesinden nasibini alır. Dün ahlaklılık olan bugün ahlaksızlık olabiliyor veya dün ahlaksızlık olan bugün ahlaki olarak kabul edilebiliyor. Yalan, hırsızlık, iftira gibi genel geçer ahlaksızlıkların olduğunu zannediyoruz ama asıl mesele yalanın, hırsızlığın, iftiranın ne olduğu sorulunca başlıyor. Yani hırsızlık ahlaksızlıktır her/çoğu yerde ve zamanda ama “ne hırsızlıktır” sorusunun cevabı her
Complete Reading

“Dünyada yaşayan her insan tanrı olduğu ve reddedildiği inancını taşır. Egonun ilk öğrendiği değişime dirençli bilgisi budur. Karnı acıkan, çişi gelen, dokunulmak isteyen, üşüyüp –terlemeye sinirlenen ve hemen bunların giderilmesini ve bedensel rahatlığa kavuşmaya istekli bir bebek olarak dünyaya geldiğimizde, sadece egomuz vardır. Dünya ile ilk tanışıklığımızda algıladığımız kendi bedensel duyumlarımızdır. Bu duyumlardaki haz ve
Complete Reading

Tarihte kadın ve erkeklerin oyu ile seçilen ilk başkan Hz.Muhammet’ti. Statüsü ve yetkileri de “hakem başkanlık”la sınırlıydı.Her kentin ayrı kamu hukuku ve tam yetkili valisi vardı. Valiler; Hz.Muhammet’e sormadan kararları il istişare meclisinde tam yetki ile kendileri alırdı. Vergi sistemi çok netti. Zenginler vergi verirdi; yoksullar da yoksullukları oranında vergiden yararlanırdı. Muhasebe kayıtları İslâm öncesinden beri
Complete Reading

Birey, sosyal ve bireysel yaşamı içerisinde neyi tanımlar ya da neyi ifade eder? İstekler, arzular konusunda felsefi olarak őzellikle Uzakdoğu felsefesinde düşünceler üretilmiştir. Ȍrneğin Budizme gőre  istek ve arzular bırakılırsa, acılar sona erdirilebilir. Barış ve huzura ulaşılabilir. Bunu Budizm, Nirvana’ya ulaşmak olarak adlandırıyor.  Tatminsiz günümüz bireyi Kişi, gerçekte yaşamında neyi ister? Kuşkusuz kişinin kendi sosyal
Complete Reading

Yaklaşık 120 sene önce, Yaldızlı Çağ* sırasında, sosyolog Thorstein Veblen “gösterişçi tüketim” terimini ortaya attı. Bu terimle servetlerini gösteriş için müsrifçe harcayan insanları kastediyordu. Aynı işe yaramasına rağmen 100 dolar yerine neden 1000 dolarlık takım elbise alınır? Verben’e göre sorunun yanıtı iktidar meselesiydi. Zenginler, ihtiyaç duymadıkları şeylere ne kadar para harcayabildiklerini göstererek egemenliklerini kanıtlıyorlardı.O zamanlar
Complete Reading

Din adına konuşmak, yetkisiz ve görevsiz soyunulmuş bir “tebliğ ambalajı” ile örülü, hadsiz ve tutarsız bir “tekfir işgüzarlığı” ile çirkin bir şekilde bezeli, sorgulanmadan benimsenmiş yaygın bir “kültür”, isabetsizce dini temel referanslarla da desteklenen (!) bir alışkanlık…  Herkesin birbirine mütemadi olarak din telkin ettiği, bu telkin etmelerin büyük bir taşkınlıkla (tuğyan) va’z etmelere dönüştüğü, herkesin
Complete Reading