En güçlü olduğumuz an, en güçsüz ve en yalnız olduğumuz andır aslında. Gücümüz yalnız kendimizi ezer, yalnız kendimize geçer böyle zamanlarda nazımız. Külliyen doğrudur… Kimselerin gücü yetmez bizi incitmeye, güçlüyüzdür; ama gücümüz incinecek taraflarımız çoktan yok etmiştir, farkında değilizdir bunun. Gücümüze güç kattıkça asıl gücümüzü, insan taraflarımızı, bir bir kaybederiz. Kendi karanlığımızda hapsolur, dev aynalarında
Complete Reading

Madem Allah/Tanrı ile iletişim kurabilmenin yolu vahiydir, vahiy de herkese değil de Peygamberlere gelmektedir, peygamber de vefat ettiğine göre insanların “Allah kimdir, nedir, nasıldır, ne ister?” soruları nasıl cevaplanacak? “Vahiy ile” diye bir cevap verilse de ortada üzerine hemfikir olunan bir vahyin/kitabın olmadığı da malum. Yani yukarda sorulan soruların cevabı herkesçe farklı verilmektedir. Örneğin Kuranın
Complete Reading

Anlamlandırıcılık Kur’an’ın Allah merkezli üslûpla hedeflediği dindar dünya görüşünü muhatabın zihniyet dünyasına sokmaya çalışırken, baştan sona, mantıksal argümanlarla yüklü ve ikna etmeye yönelik bilimsel bir dil kullanması beklenemezdi. Onun üslûbunda belirleyici olan, büyük ölçüde, muhatabın psikolojisi üzerinde etkileyici olma iradesidir. Bu nedenle, örneğin Kur’an herhangi bir tarihsel olaya atıfta bulunduğunda anlattığı olayın tarihsel seyrini rahatlıkla
Complete Reading

İnsan Biçimsellik Kur’an, muhataplarına Allah merkezli dünya görüşünü verirken, insan biçimsel bir dil kullanmaktadır. Kur’an’ın, bu ifade özelliğine, beşeri bir ürün olan dil aygıtını kullanıyor olmanın getirdiği bir zorunluluk olarak başvurmak durumunda kaldığını söyleyebiliriz. Örneğin, Kur’an’ın Allah’ı muhtelif vesilelerle nitelerken veya O’na bazı fiiller atfederken O’nu insana benzetmesi, dilin gereği olarak kabul edilebilir. Esas itibarıyla,
Complete Reading

Allah Merkezlilik Kur’an’ın özellikle erken dönem Mekki ayetlerinde yoğun olarak gözlemlenen, bununla birlikte, vahyin sonuna kadar varlığını koruyan temel ifade özelliklerinden biri, Allah merkezli dilin hakimiyetidir. Bu ifade biçimini doğuran temel etken, kuşkusuz, Mekke müşriklerinin dünya görüşleridir. Allahsız olmasa da mevcut Allah fikrinin ahlaki alanda hiçbir işlev görmediği müşrik dünya görüşü karşısında, Kur’an’ın Allah fikrini
Complete Reading

İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzülmesi için.Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, birbirlerine eşlerini, ailelerini, evlerini, islerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı. Hastalardan sırtüstü
Complete Reading

Arabilik/Tarihilik Kur’an’ın kendisine ilişkin kullandığı ‘Arabi’nitelemesi’1 yalnızca Kur’an’ın dili ile ilgili bir niteleme değil; aynı zamanda dili kendisinden bağımsız sayamayacağımız kültür ve zihniyeti de kapsayan bir nitelemedir. Zira Kur’an belli bir tarih diliminde (7. Yüzyıl), muayyen bir muhatap kitlesine (Araplar) yönetilmiş bir hitaptır ve hitap muhataplara (bir Arap olan) Hz. Muhammed’in ağzından iletilmiştir. Bunun doğal
Complete Reading

Sevgili dostlar, Hayat çok garip bir bakıyorsunuz kendiniz üniversitede okuyorsunuz ve geleceğe umutlarla bakan bir gençsiniz sonra bir bakmışsınız on binlerce hayat tecrübesini göz açıp kapayıncaya kadar geçirmiş ve sonra da gençlere tavsiye diye ahkam kesen bir adam olmuşsunuz. Bugün kendisi de üniversitede okumuş ve daha sonra da son 11 senesini üniversite bünyesinde çalışarak geçirmiş
Complete Reading

Muammer Bilgiç’ten , Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık referandumu ile ilgili Müslüman ülkeler, İsrail ve Amerika ile bağlantılı sorular: 1- kürt kelimesini israil ile özdeşleştirmekten umulan fayda nedir? 2- israil’in, ırak kürdistan bölgesel yönetiminin referandum sürecini ısrarla desteklediğini söylemesindeki maksatlar neler olabilir? 3- ırak kürdistan bölgesel yönetiminin bağdat’tan ayrılmak isteyişinin sebepleri neler olabilir? 4- ırak kürdistan’ı bağdat’tan
Complete Reading

İHL öğrencilere hadis derslerinde çok çok özel seçilmiş hadisleri verirler. Öyle akla bilime mantığa aykırı olmayan. Öğrencilere hadisi sevdirmek gayesiyle. Yoksa hadis külliyatından azıcık haberdar olsalar imanları ciddi sarsılır. Aslında çoğumuz böyle rafine, reklam kokan bilgilerle dini öğrenmiş ve sevmişizdir. Çoğumuz vitrindeki emtia ile büyülenmiştir. Madem İslam devleti istiyoruz, Kur’an ve sünnet doğrultusunda yaşamak istiyoruz.
Complete Reading

İslam devrim yapmamış, ıslah etmiştir. Kur’an içinde doğduğu kültür ve gelenek, örf ve toplumsal algıyı lağvetmedi, aksine yeni gelen vahiy mesajını bunlar üzerinden ulaştırdı. İslam cahiliyenin bütün kurumlarına savaş açmadı, aksine birçoğunu olduğu gibi bıraktı, bir kısmını ıslah etti, az bir kısmını da ibtal etti. Bazılarının zannettiği gibi ne yeni bir astronomi, ne yeni bir
Complete Reading

1.1.1. İSLAMİYET KÖLELİĞİ KALDIRMIŞ MIDIR? Köle ve cariye kavramları Kur’ân’da “abd ve eme, feta (genç, delikanlı), memlûk, ‘mâ meleket eymânüküm’, rakabe, mevla, rakîk ve ıtk” kelimeleri ile ifade edilmiştir. Memlûk; mülk edinilmiş köle demektir. [16/75] “Ma meleket eymânüküm” savaşta elde edilen esirlerden sahip olduğunuz köle ve cariyeler demektir. Bu ifade formu Kur’ân’da on üç ayette,
Complete Reading

Finlandiya, dünya üzerinde en saygın eğitim sistemine sahip olan ülke konumunda. Nordik ülkesi uluslararası araştırmalara göre de neredeyse her çalışma içerisinde her zaman ilk onda olmayı başarıyor. Buna rağmen, ülkedeki yetkililer ve uzmanların ‘biz zaten en iyisiyiz’ diyerek rehavete kapılmaya hiç niyeti yok. Birkaç yıl önce Finlandiya’da eğitim sisteminde gerçek bir devrim yapılmasına karar verildi
Complete Reading

Bunun nedeni ne olabilir? (Vahiy ve olgu münasebetini göstermesi açısından) Kur’ân’da Allah’ı tanımlayan en önemli kavramlardan biri “melekût/krallık’’ kavramıdır. Bu kavram ile soyut bir Allah tasavvuru müşahhaslaşır. Aşkın olan Allah, Arap zihninde birden ete kemiğe bürünür. Allah kendini vahyin ilk muhataplarına bir kral/melik olarak tanıtır. Allah; evrenin ve insanlığın sahibi; efendisi (rabbu’s-semâvâti ve’l-ard), kralı (el-melik,
Complete Reading

Kur’an’dan 1400 senedir kimsenin anlamadığı “bilimsel gerçekler” çıkaran bir kesim var. Güya Kur’an’ın mesajı 1400 senedir gizli kalmış, bu arkadaşlar bir kelimenin etimolojisinde bulunan onlarca anlamdan birini alarak Modern bilimin icatlarını Kur’an’a söyletiyorlar. Bunlar tahmin edeceğiniz gibi tefsir kitaplarına bakma imkanı olmayan, Arapça bilmeyen, genellikle mühendis, doktor gibi mesleklerden… Bunlara göre Kur’an’ın anlamı sonsuz. Matruşka
Complete Reading

Garaudy’e göre Kur’an’ın Mahiyeti ve Temel İşlevi İslâm’ın inanç dünyasına hayatının kemal devresinde giren Garaudy, Kur’an’ın her şeyden önce dinî-ahlâkî bir çağrı olduğunu düşünür ve bu düşünce temelinde ilâhî hitabın kesinlikle hukuki bir kanun metni olmadığını söyler. Kur’an bir hukuk kitabı olsaydı, der Garaudy, “toplumun anayasasından iktisadî düzenine kadar sosyal hayatın tüm alanlarıyla ilgili yasal
Complete Reading

Tanrı bin yıl önceki insana farklı, iki bin yıl öncekine farklı, bugünün insanına farklı hitap ederdi eğer etseydi. Hitap farklı olunca tasavvur da farklı olur veya tasavvur farklı olduğu için hitap farklı olur. İkisi birbiri ile ilişkilidir. Bu durum bir öğretmenin ilkokulda farklı, lisede farklı üniversitede farklı bir şekilde öğrenciye hitap etmesine benzer. Öğretmen ne
Complete Reading

Yaşam tarzınıza, kültürünüze, evlilik yapınıza ve bütçenize uymayan bir düğün, sizin düğününüz değildir, tribünün düğünüdür. 3 saatlik bir düğün için 3 yıl borç ödeyip, evliliğin en taze yıllarını elinde hesap makinesiyle geçirmenin var mı bir mantığı? İnsanlara güzel menüler, şık bardaklar, gelenlerin bile anlamadığı sırf elit görünmek için kültürüyle alakalı olmayan müzikler… On binlerce Liralık
Complete Reading

Bugüne kadar yaptığım okumalarla Kurandaki Allah tasavvurunu özetleyeyim: Allahın krallarınkine benzer bir tahtı vardır. Tahtı 8 melek tarafından taşınmaktadır. Kendisi en yüce olduğu için o günün insanlarının ulaşamadığı yüce olan gökyüzünde tahtına kurulmuştur. Allah kendisine bir halife/temsilci kılmak için ademi yaratır. Melekler de bunu kıskanır ve biz varken ne gerek var türünden itiraz eder. Allah
Complete Reading

1. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar. 2. Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutacak ve kendi fikri gibi benimseyerek savunacaktır. 3. Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanıp kendilerini adamaları o kadar
Complete Reading

Kur’an başka bilgi türlerinden de söz etmekle birlikte, “ilim” kelimesini Hz. Peygamber’e vahiy yoluyla verilen bilgi anlamında ve zannın zıddı olarak kullanmaktadır. Müşrikler bu anlamda zanna (kitabî bir dayanağı olmayan yanlış bilgiye) uydukları için kınanmakta ve ilme (Kur’an’ın getirdiği ve sağduyunun onayladığı bilgiye) uymaya çağırmaktadırlar. Kur’an, insanların kendi çabalarıyla ve beşerî yetileriyle elde edebilecekleri bilgi
Complete Reading

Kimseyi özel işinde ve mülkünde eleştiremeyiz; o izin vermedikçe eleştirmemiz doğru olmaz sanırım! Ama birileri milletin, daha yaygın ifadeyle, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yönetiyorsa, onun sormasına gerek kalmadan yöneticilere / liderlere “eleştiri” en sağlam kılavuz olur. Her makamın kendine özgü niteliği vardır. Özellikle hakkın ve hukukun merkezinde bulunanların yoğun iş yükü altında eleştirilere tahammülleri azalır.
Complete Reading

Tarihte hadis alimleri için Hadisleri ayıklarken Kur’an’a uygunluk ölçüsü birinci derecede bir ölçü olmamıştır. Bu konuda ayrıntılı bilgi almak için Hadis usulü kitaplarına ve Hayri Kirbaşoğlu Hoca’nın değerlendirmelerine müracaat edilebilir. Çünkü hadisler ayıklanırken bunların sahih, mevzu, mütevatir, meşhur, maruf vs. şeklinde sınıflandırılmasında birinci derecede ölçü içerik değil, şekil veya isnad zinciri şartı olmuştur. İçerik yönünden
Complete Reading

Geçtiği­miz hafta pek çok yazarın köşesine taşıdığı bu iddia, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından çıkarılan aylık ‘Diyanet’ dergisinin ağustos sayısında “Deizm, Ateizm, Nihi­lizm Kıskacında İnsanlık” konu­sunun işlenmesinin ardından alevlenmişti. Türkiye’de ve dünyada semavi dinlere sempati azalıyor. Deizm hızla yaygınlaşıyor. Peki neden? HaberTürk gazetesinde Kübra Par bu konuyu İmam hatip mezunu ve imam hatip ve ilahiyat mezunu
Complete Reading

Dört kurbağa nehrin kıyısında yüzen bir kütüğün üstüne oturmuşlardı. Kütük birden akıntıya kapıldı ve yavaşça nehrin aşağısına doğru sürüklenmeye başladı. Kurbağalar memnundular ve meraklanmışlardı, çünki daha önce hiç gemi yolculuğu yapmamışlardı. Bir süre sonra birinci kurbağa konuştu ve dedi ki, “Bu gerçekten harika bir kütük. Sanki canlıymış gibi hareket ediyor. Daha önce hiç böyle bir
Complete Reading

Mantık, bilim felsefesi, bilgi teorisi başta olmak üzere, felsefe tarihi, kültür felsefesi ve ahlak felsefesi alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Ahmet İnam, Türkiye Felsefe Derneği Başkan Yardımcılığı‘nın yanı sıra, ODTÜ Felsefe Bölümü‘nün başkanlığını yürütüyor… İnam ile hayat üzerine konuştuk… – Sevgili hocam, memleketin durumunu nasıl görüyorsunuz? Feci şekilde kokuşmuş bir şeyler var. Şimdi tabi bu
Complete Reading

Okuluma birileri saldırmış… O yüzden tekrar hatırlatmakta fayda var… Yavru fetömsülerin neden saldırdığı da ortaya çıksın! Yeni Başlayanlar İçin Ankara İlahiyat/: Zıt pıt birileri ağzına pelesenk etmiştir ya “Ankara İlahiyat” diye. Doğal olarak Ankara İlahiyat ve Ankara İlahiyatlıların kimliğine dair hep soru işaretleri oluşur. Sahi kim bunlar? Buyurunuz… 1. Ankara İlahiyat; Çınarlardır. Tayyip Okiçler, Said
Complete Reading

Flash TV’de yayınlanan Yalçın Çakır’ın programıyla tanınan ve sosyal medya fenomeni olan Melek Subaşı, programın ardından kendisine ‘yalan makinesi’ lakabının takıldığını belirterek sunucu ve TV kanalına tazminat davası açtı. Mahkeme, Subaşı ailesinin reyting için kullanıldığını belirterek Flash TV ve sunucu Yalçın Çakır’ı 7 bin lira tazminat ödemeye mahkûm etti. Evli ve biri engelli 3 çocuğu
Complete Reading

Üniversitenin son günleriydi. Okulda en çok sevdiğim hocanın odasındaydım. Bana, “ Ne olmak istiyorsun? “ dedi. “ Entellektüel olmak istiyorum.” dedim. “ Senden entellektüel olmaz” dedi. Çok şaşırmıştım. Biraz duraksadiktan sonra ,kırgın ve alıngan bir ses tonuyla; “ Dersinizi 3 sene önce alıp geçtim. Dersinizi almama rağmen hala bütün derslerinize giriyorum. 300 kişilik sınıfta 30
Complete Reading

Daha fazla, daha hızlı, daha büyük. Daha verimli. Yükselen orta sınıf statü haritalarını çıkarırken birbirine şöyle soruyor : ‘Altında kaç kişi çalışıyor?’ Mide bulandırıcı bir soru değil mi? İnsanları da nesneleştiren, her şeyin ‘daha..’ olması için istismar edilebildiği karanlık bir dünyanın habercisi bu soru. Durdurulmayan büyüme iştahı, gezegenimizin sonunu hazırlıyor. Büyüme ekonomisine ayarlanmış zihinler de
Complete Reading

“Faşizm” gibi sözcükleri, sözcüğün dünya tarihindeki yerine sadık kalarak kullanabilir miyiz? Umberto Eco, 1995 yılında yazdığı “Ur-Fascism” makalesinde, bu terimin 2. Dünya Savaşı’ndan yıllar sonra, klişe bir ifade olan faşist domuz deyişine evrildiğini yazar. Bu deyiş “30 yıl sonra, Amerikalı radikallerce, sigara alışkanlığını kabul etmeyen polislere ithafen kullanıldı”. Öte yandan, 40’larda, faşizm ile savaşmak “her
Complete Reading

“Mutlak” anlamda bir “Müslümanlık” vardır ve tüm yükümlülükler bununla açıklanmıştır. Mutlak Müslümanlıktan, kimse tek başına sorumlu değildir. Bu “Ben Müslümanım” diyenlerin toplamının ancak yerine getirebileceği bir Müslümanlıktır. Kim hangi imkanı kullanıyorsa, bilgisi, serveti, makamı, cinsiyeti, sağlık durumu… nasılsa, ona göre de yükümlü olduğu bir Müslümanlığı vardır. Askerin, yoksulun, bekarın, zenginin, bilim insanının… sorumluluğu, dolayısı ile
Complete Reading

Malta’da Cübbesiz halde Jetski yaparken fotoğraflandı. Gerisi çorap söküğü gibi geldi… Şehitliklerimizi ve Sultan Abdülhamid’in kabrini ziyarete geldim diyordu ama, beş yıldızlı intercontinental’de kalıyor, bikinili kadınlarla yüzüyordu. Gayet makul bi savunma yaptı, gözlerim bozuk, baktığımda kadın mıdır erkek midir, seçemiyorum dedi. Altın çerçeveli Versace, Ferre gözlükler takıyordu. Kışın Alplere gidiyordu. İki eşi vardı, İsviçre tatilinde
Complete Reading

Kutsal kitaplardaki din ile aklın ürünü/çıkarımı/ulaşımı olan din farklı olabilir. Çünkü akıl dediğimiz şey malumattan/bilgiden yola çıkarak işler. Malumat ise zamanla artarak değiştiği için aklın ulaştığı din zamana göre farklılıklar gösterebilir. Kutsal kitaplar insanları ikna edebilmek için ilk muhatapların akli seviyesine göre inmişse de insanlığın gelişimi ile beraber değişen bu seviye dinler ve inananlar için
Complete Reading

Üniversite sınavlarında Türkiye 56.sı olmuş, Boğaziçi’ni birincilikle, Harvard’ı 4.00 ortalamayla bitirmiş, üstüne de Cambridge’de doktora yapmış Özgür Bolat tüm bu başarıların ardından şaşırtıcı şekilde bunların önemsiz olduğuna kanaat getirmiş ve şunları söylüyor: “Ben Türkiye’deki insan yetiştirme modelini hem ailelerde hem de okullarda değiştirmek isteyen biriyim. Var gücümle bunun için uğraşıyorum. Dünyanın en saygın araştırma şirketi
Complete Reading

Muhtemelen bu dindar, dininin sosyal hayat, devlet, kanunlar ile ilgili söylediklerinin/tavsiyelerinin/emirlerinin/yasaklarının olduğuna inanıyordur. Laikliğin teorisine göre ise din devletin işine doğal olarak sosyal hayatın, devletin düzenini düzenleyen kanunlara karışmamalıdır. Dindar eğer laik olursa dininin emirlerine karşı gelmiş en kötü ihtimalle bu emirlere riayet etmemiş olur. Dindar olmak açısından tutarlı bir tavır olsa da pratikte dini,
Complete Reading

Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır/ Değişen bir dünyaya karşı Kerpiç duvarlar gibi katı/ Çakır dikenleri gibi susuz Kayıtsızca direnerek yaşarlar. / Aptal, kaba ve kurnazdırlar. İnanarak ve kolayca yalan söylerler./ Paraları olsa da Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır. Her şeyi hafife alır ve herkese söverler. Yağmuru, rüzgarı ve güneşi Bir gün olsun ekinleri akıllarına
Complete Reading

Deist, yaratıcının varlığına inanan ancak dünyaya her hangi bir müdahalede bulunduğuna inanmayan kişidir diyebiliriz. Bu müdahalenin çerçevesi bazılarına göre peygamber gönderilmesini kapsarken bazılarına göre ise peygamberlerin gönderilişi bu müdahaleye dahil değildir. Bildiğim kadarıyla mukallidliğin bir sonraki aşaması deistlik değildir. Yani taklidi imana sahip olup da ondan hemen sonra deist olan kimseler yok diye düşünüyorum. Bence
Complete Reading

Sahih din olduğunu iddia eden bir kaç seçenek arasından birini seçip iman etmek kolay ancak günümüzde iletişim imkanlarının zirve yapması ile bir kaç olan seçenek yüzleri buldu diyebiliriz. Ergenlikten önce ailemizin dinine otomatikman mensup olduğumuz için her hangi bir sorun olmasa da ergenlikten sonra ortaya çıkan sorgulama, araştırma ve bulma istegi insanları sahih din seçeneklerini
Complete Reading

Başlamadan önce iman kelimesini “inanmak” anlamında kullandığımı belirtmek istiyorum. Bizlerin Allah’a inanabilmesi için önce Peygambere inanması lazım. Doğrudan Allah ile iletişim kurmamız mümkün olmadığı için bir aracı/Rasul/elçi aracılığı ile bu iletişimi sağladığımıza inanırız. Yani Allah’a inanabilmemiz için önce Peygambere inanmamız lazım. Peki; Peygamber ile bizler doğrudan iletişim kurabildik mi? Kurabilir miyiz? Bu soruların cevabı benim
Complete Reading

İslam klasiklerine göre insanın temel sorunu özgürlüktür. Bu görüşün temel dayanağı da Kur’an’dır. Kur’an’ın her ayeti, iradesini kullanması gereken insana ödevini hatırlatır. Kur’an’da tüm ödevlerin temelinde ise olmazsa olmaz, bir başkasına devredilemez ve başkasının kullanımına terk edilemez “özgürlük” vardır. Bu nedenle Kur’an’a göre kimse başkasının aldığı kararların sorumlusu olamaz ve kendisi ile ilgili kararları başkasının
Complete Reading

Kürtler; İran, Irak ve Türkiye’de dağlık bölgelerde yaşayan ve “dağlı” olarak bilinen küçük aşiret (evlilikler yoluyla bir araya gelen geniş aileler topluluğu) topluluklardır.Modern zamanlara kadar bir birinden bağımsız, aralarında işbölümü oluşmayan Kürt aşiretleri, Araplarda görüldüğü gibi bir “kabile” (tehlikeyi savmak ve işbölümü yapmak için bir araya gelen aşiretler konfederasyonu) kuramadılar. Bu sebeple, Kürt sosyolojisi üzerinde
Complete Reading

İhsan Şenocak İstanbul’da yaşanan felaketi günahlara bağlarcasına “artık günahlardan dönme vakti gelmedi mi” demiş. Cübbeli de yaşanan büyük bir depremi günahkarların çokluğuna bağlayan bir açıklama yapmıştı. Eskiden doğa olayları tamamen yaratıcının ödüllendirmesine ve cezalandırmasına bağlanırdı. İşler yolunda gidiyor ise bu yaratıcının memnuniyetine, gitmiyor ise kızgınlığına bağlanırdı. Yağmur duası bu düşüncenin bir dışa vurumudur. Ayrıca Kurban
Complete Reading

Mesele Fethullah Gülen değil yeğen, mesele nefsimizdeki Fethullah Gülen. Fethullah Gülen’e kızıyoruz. Kızmalıyız da. Fethullah Gülen’e öfkeliyiz. Öfkeli de olmalıyız. Ancak doğru tepkileri ortaya koyamaz, doğru soruları sorup doğru cevapları veremezsek aynı şeyler tekrarlanır.  Kanaatimce doğru soruları sormaya şöyle başlayabiliriz. Fethullah Gülen neden kötü? Fethullah Gülen neden zalim? Fethullah Gülen’e neden kızmalıyız? Fethullah Gülen’le neden
Complete Reading

Nesh edilen ayetleri kuzu mu yedi keçi mi, asgari ücretin binüçyüz lira olduğu ülkede, bir kilo kuzu eti yetmişbeş lira! Hz. Adem’in babası var mıydı, günde ondört saat çalışan babalarını, göremeyen milyonlarca çocuk var bu ülkede! Kirası binbeşyüz lira bir artı bir dairelerde, annem/babam misafir gelmesin diye bakan yüzbinler.  Meleklerin cinsiyeti var mıydı, küresel cinsiyet
Complete Reading

Hadislerin tetkikinde, metin tahlili yöntemini öneren ve Peygamberin akla, deneysel ve bilimsel gerçeklere, Kur’an’a uymayan; başka kültürlerden-israiliyat gibi- aparılmış, mitolojik unsurlar içeren sözler söyleyemeyeceğini iddia edenlere sormak istiyorum: 1-Peygamber kendi zamanının bir insanı olarak, o dönemin algı ve seviyesi ölçüsünde, deneysel ve bilimsel gerçekleri kendi bilebileceği kadarının ötesinde ifade etme şansı var mıydı? Ki Kur’an
Complete Reading

İlginç bir şekilde insanların kitle halinde zihinlerini kontrol etmek onları tek tek kontrol etmekten çok daha kolaydır. Burada zorluk parasal durumdur. Yeterli paranız ve iletişim imkanlarınız varsa insan kitlelerini istediğiniz yöne döndürmeniz pek de zor değildir. Bu tarih boyunca da böyle olmuştur. Şimdi kullanılan bazı basit tekniklerden örnek vermek istiyorum. 1) Sürekli telkin çok önemlidir.
Complete Reading

Bir toplumda genel olarak üç sınıf insan vardır. Fakirler, Orta Halliler ve Zenginler. İdeal bir toplumda sınıflar arası uçurumlar az ve sınıflar arası yükselme kolaydır. Sınıflar atlamanın yolu eğitim ve sermayedir. Adil bir ülkede, her doğan insana önce iyi bir eğitim ve geçimini sağlayacak bir meslek, İş kurmak istemesi halinde de faizsiz ve kolay sermaye,
Complete Reading

1) Algı Yönetiminde kullanılan en önemli cihaz televizyondur ve bu cihaz normalde her eve bir tane bedava verilebilirdi ancak bu çok şüpheli olurdu. 2) Aynı mesajın insanlara sürekli aktarılması zihin kontrolünün temelini oluşturur ancak insanların bunu fark etmemesi amacıyla aynı mesaj yüz farklı kanaldan, yüz farklı şekilde yayınlanır. Böylece insanlar “özgür seçim” yaptıklarını düşünürken aslında
Complete Reading

Kur’an’ın her okuyana eşit düzeyde hitap etmesi gereğinden hareket eden, dolayısıyla, bize sözkonusu kurgulanmış bağlamları veren tarihsel malumattan (sebeb-i nüzul, tarih bilgisi vs.) özenle kaçınan bildik Kur’ancı – Mealci tecrübelerin bile gerçekten metinle yetinebildiğini söylemek güç. Maamafih, bu tecrübelerin metinle yetinmeyi sınırlı ölçüde de olsa başarabildiği ve bunu başarabildiği ölçüde okuru özgürleştirdiği de teslim edilmelidir.
Complete Reading